Milli İşletim Sistemine Yöneltilen Eleştiriler


(Mehmet Göktürk) #21

Yardım için teşekkürler Ali Bey. Burası bir forumdur tüm yerli yabancı hakaret olmadığı sürece herşeyi yazabilir. Herkes herkese yardımcı olur.

lügat konusunda herşeyin farkındayım. kamu kurumunda çalışıyorum. kamu görevlisiyim.


(Yahya KALDIRIM) #22

:white_check_mark: Öncelikli hedefimizin (kamu kurumları) olması diğer kullacıları dışlamayı gerektirmez.

:negative_squared_cross_mark: İşletim sisteminin tüm özelliklerinin (filim,s.medya v.b.) kamu kurumu bilgisayarlarında açık olması beklenemez.


(Yahya KALDIRIM) #23

:innocent: Kim PARDUS adına cevap vermeye yetkili kim Pisi :smirk_cat: kovalamaktan sorumlu belli değil.

:loudspeaker: Tüm yetkilileri http://www.pardus.org.tr/forum/about sayfasında görsek iyi olur.


(Mehmet Göktürk) #24

Yahya Bey
kamu denilince robotlardan bahsetmiyoruz. bu arkadaşlar ekte gelen filmi de izliyor, dropbox dan dosya paylaşıyor facebook a giriyor gazete okuyor. bunlar günlük iş akışı süresince yürür. Kabul edilen sınırlar içindedir. Bunları kolaylaştırmaz isek dirençle karşılaşırız. pardus ile misal eski türk filimlerini daha kolay seyredebiliyor ise iş olmadığı zaman bunları sevecektir. yani sistemi sevdirecek ek şeyler her zaman gerekir.

mesela önemli şeylerden biri kolay radyo dinlenebilmesidir.

filim izleme dendiği zaman arka arkaya 7 bölüm lost izlemekten bahsetmiyorum.


(Ömer Sait KILIÇ) #25

Üniversitede görev yapıyorum. Eski Pardus sürümünü kullandım. Bazı eksikliklerinden dolayı tekrar Windows’a dönmüştüm. Bu yıl başında virüs ve sistem kasılmasından dolayı arkadaşımın tavsiyesi ile Xubuntu’ya geçtim. Odamdaki diğer bilgisayara da Pardus kurdum . Çok üstün Pardus Xubuntu’dan.Evde de çocuklar laptopa virüs bulaştırmasından ve uyun sitelerinde vakit harcamasından bıkıp Pardus yükledim. Çok çok memnunum.
Devletin debian taban veya başka taban çalışması ayrı bir konu benim yıllardır savunduğum bir stratejiyi paylaşmak istiyorum.
Pardus ve F klavye yaygınlaştırılması için;
a) Tüm İlk-Orta Okullarda bilgisayar dersi Pardus verilmeli, okul bilgisayarlarında sadece Pardus yüklü olmalı. F klavye düzeninde olması zorunlu hale getirilmeli.
b) Tüm eğitim Fakültelerinde Pardus ders olarak uygulamalı verilmeli. Görev yaptığım MYO’da firmalar Muhasebe programlarını ücretsiz gönderiyor. Niye öğrenci piyasaya atılınca bu programa alıştığı için kullanacak.
c) Kademeli olarak lise ve üniversitelere yaygınlaştırılmalı.

Kişi ne gördüyse onunla devam eder. Pardusu bilen bir nesil ilerleyen devirlerde de pardusçu olur.
Daha üniversitelerin programcılık mezunları bile kavrayamamış bunu…


(ALISEYDI OĞUZTÜRK) #26

Doğru, çocuklar okulda Akıllı Tahtalarda ve okuldaki bilgisayarlarda PARDUS LİNUX görmeli ki ileride PARDUS-LİNUX kullansın.Çünkü çocuk gördüğünü taklit eder.İlkokuldan Liseyi bitirene kadar vindovs kullanan biri PARDUS-LİNUX’a geçsin.Tabletlere PARDUS kurulmalı ve F KLAVYE’li olmalı.


(Sinan) #27

Bilgisayar öğretmeniyim, Elazığ’da köyde çalışıyorum. Ortaokul 5 ve 6. sınıfların derslerine giriyorum. Bt lab’ımız yok. Teorik olarak bilgisayar dersi işlemem gerekiyordu. Ben de ders planıma Pardus u dahil ettim. Dönem boyunca çocuklarla uzun uzun Pardus’u konuştuk, beyin fırtınası yaptık, ülke çıkarlarına ve menfaatlerine sağlayacağı faydalardan konuştuk. Sınavlarda Pardus’u, logosundaki hayvan figürünü, hangi kurum tarafından geliştirildiğini, bize ne gibi bir faydası olabileceği ile ilgili sorular sordum. Neyse geldiğim nokta şu, öğrencilerde müthiş bir farkındalık oluştu. Bana sürekli soruyorlar ülke olarak ne zaman geçeceğiz, akıllı tahtalar da neden kurulu değil, neden idareci pc lerinde Windows var, babamın bana aldığı tablete pardus kurabilir miyim hocam? v.s. v.s. …
Ben de acilen okuldaki kendi bilgisayarıma pardus kde yi kurdum, kurulumdan sonra masaüstünde beliren kullanım kılavuzuna her gun çalışıyorum, forumdaki konuları sürekli takip ediyorum. İdareden izin aldım, yaz tatilinde seçtiğim akıllı tahtalara etab kuracam inşallah.
Bir süredir forumda bazı konuları okuyorum, pisi den debian temeline geçmemiz ile ilgili eleştirileri okuyorum. Bir bilgisayar öğretmeni olarak bu konuda yorum yapabilecek yazılımsal alt yapıya sahip olduğumu düşünmüyorum. Hangi temel ile devam edeceksek kendi üzerime düşenin pardusu yayginlastirmak, farkındalık oluşturmak, yeni nesil pardusla yetiştirmek olduğunu düşünüyorum. Çünkü gordum ki öğrencilerimde farkındalık oluştukça beklentileri arttı, beklentilerine cevap verebilmek ve anlattığım şeylerin arkasında durabilmek için Pardus’u acilen öğrenmek ve bilgisayarlarda göstermek ihtiyacını hissettim. Ben öğrenmek için foruma üye olup soru sormaya başladım ve bilgili arkadaşlar da elbette cevapladilar. Sorulan sorulara verilen cevaplar ya da cevap arayışları hem kullanıcıları hem sistemi geliştiriyor, bu aşikar. Yani Ali beyin dediği gibi Ekosistem önemli. Ve bence daha önemli olanı milli Ekosistem…
Öğrencilerim bana “hocam pardusu bız yaptıysak, guvenliyse, milli helikopter, tank, silah, otomobil den bile daha önemli birşeyse, ülkemizdeki 80 milyon insanın bilgi güvenliği için milli işletim sistemlerimizi kullanmamız gerekiyorsa neden kimsede arkadaşlarımızda akrabalarimizda, okulda, internet kafede hiç goremedik, neden kimse kullanmıyor?” diye soru sorduklarında acilen okulda bunu gormeliler dedim.

Ek olarak şunları söylemek istiyorum, keşke tüm kamu kurum ve kuruluşlarında zorunlu olsa, zaten kimse Windows’u da kullanmayı doğru duzgun bilmiyor. Bence ulkece aniden gecsek hiçbir kaybımiz olmaz. Keşke bilgisayar öğretmenligi bölümleri ve tüm bilgisayar mühendisliği bölümleri pardus üzerinde eğitim verseler. Yine keşke bilişim teknolojileri ve yazılım dersi içeriğinde mufredatinda pardusa geniş bir yer ayrılsa.
Neyse, ulkem ve milletim için elimden geleni yapmaya çalışacağım, bir sonraki eğitim öğretim yılına kadar okuldaki akıllı tahtalara kurup, kendim de öğrenip öğretmen ve öğrencilere eğitimler vermeyi hedefliyorum. Pardus ekibine sonsuz teşekkür ediyorum, 5 ve 6. sınıf öğrencilerimin sizden beklentisi emin olun çok yüksek.


(ALISEYDI OĞUZTÜRK) #28

Kurumsal 2 neye cevap vermiyordu?ASAL ın kullandığı Kurumsal 1 neye cevap vermiyordu.
Koca koca Üniversiteler bunu kullanırken ihtiyaca cevap vermiyor idiyse neden kullandılar.

https://topluluk.ozguryazilim.com.tr/pardus-dagitimi-bitti-yeni-bir-dagitim-basliyor/
Pardus dağıtımı bitti, yeni bir dağıtım başlıyor
Önce uzuun yazıları okumayı sevmeyenler için sonucu yazayım. Çünkü detaylı ve uzun bir yazı olacağa benziyor (bunu ben diyorsam anlayın :)). Cuma günü Pardus Danışma (aslında Çalışma imiş) Kurulu’nun ilk toplantısındaydım. TÜBİTAK, Uludağ/Pardus Projesi kapsamında 2003 sonundan bugüne kadar yapılan çalışmaları “ismi” dışında bir kenara koyup; sıfırdan Debian’ı temel alarak bir dağıtım hazırlıyor.

Şimdi buraya nasıl geldik bir bakalım…

TÜBİTAK’taki yeniden yapılanma süreci içinde Ekim 2011′den itibaren, Pardus Projesi içinde çalışan personel teker teker ayrılmaya başladı. Bazıları nedenlerini yazdı, bazıları yazmadı, çoğu kendi isteğiyle ayrılırken, bazıları zorlandı. Pardus’un açık gelişimi hızla yavaşladı ve sonra da tamamen durdu. Aralık aylarında TÜBİTAK “napsam bu Pardus’u” düşünceleri içinde topluluktan insanları da içine alan bir toplantı yapmaya karar verdi, uygulamaya geçip bu “çalıştayı” yapması Mart sonunu buldu. O zamana kadar bir elin parmaklarını az geçer sayıda personel kaldı.

Çalıştayla ilgili ayrıntılı bir günlük yazmıştım, detaya girmeden özetlersem, toplantı sonunda projenin devredileceği öngörülen Ulakbim’i temsilen gelen, enstitünün başkanı Ahmet Kaplan iyi niyetinden şüphe ettirecek neredeyse hiçbir davranışta bulunmadığı için toplantıdan çıkan hemen herkesin fikri “dur bir bekleyelim, şans verelim” olmuştu. Çalıştayda TÜBİTAK’ın bünyesinde resmi bir “danışma kurulu” oluşturulması ve bu kurul üyelerinin çoğunluğunun topluluktan gelmesinde hemfikir olunmuştu. Çalıştay sırasında en yoğun tartışılan konulardan biri, “niye sıfırdan dağıtım yapılıyor, Debian temel alınsın, ooo onbinlerce paketi var zaten” idi. Katılan 35 kadar kişinin 5-6′sı bu Debian’ı savunurken, kalanlar ise 7. yılındaki bir projenin kendi ürettiklerini öncelikle değerlendirmesi gerektiğini belirtmişti.

Biz bu danışma kurulunun kurulmasını beklerken, bir 3 ay daha geçti. İlk başta Nisan ortasında kurulur denmişti, Haziran sonunda ilk kez toplantıya çağrılıp toplantıya geldiğimizde ise kurulun halen resmen kurulmadığını, daha TÜBİTAK’ın Bilim Kurulu’na sunulacağını öğrendik. Kamudaki zaman akışı ile hayatımızdaki zaman akışı arasındaki o büyücek farkı tekrar hatırladık. Geçen zaman diliminde, Ahmet Kaplan projenin başına nihayet yeni bir yönetici atamıştı: Abdullah Erol (yanılmıyorsam 3-4 hafta kadar oldu).

Cuma günü yapılan toplantıya katılacak danışma kurulunun üyeleri şu şekilde belirlendi:

  1. Ahmet Kaplan (TÜBİTAK): TÜBİTAK kendi atadı.
  2. Abdullah Erol (TÜBİTAK Geliştirici Temsilcisi): TÜBİTAK kendi atadı.
  3. Doruk Fişek (Göç ortağı temsilcisi / Özgür Yazılım A.Ş.): Pardus’un web sitesinde listeli, “bilinen” 8 göç ortağı ile bağlantıya geçildi, tek adaydı, 4 firma destekledi, kalan 4′ü oy vermedi/ulaşılamadı.
  4. Sezai Yeniay (Topluluk Kullanıcı Temsilcisi): Pardus e-posta listeleri, ozgurlukicin forumları ve pardus-linux.org forumlarında yapılan çağrı sonucunda oylamayla seçildi.
  5. Necdet Yücel (Üniversite Temsilcisi): Çalıştaya katılan üniversite temsilcileri ile bağlantıya geçildi, tüm üniversitelerin üye olduğu Ulak-y listesine çağrı yapıldı. Tek aday olarak otomatik seçildi.
  6. Abdullah Arslan (Kamu Kurumları Temsilcisi / MSB): Nasıl seçildiği konusunda bilgim yok.
  7. Mustafa Akgül (STK Temsilcisi): LKD, INETD, Pardus Kullanıcıları Derneği, Alternatif Bilişim Derneği, EMO ve TBD’nin desteği ile seçildi. İkinci bir aday yoktu.
  8. Boş (Topluluktan Geliştirici Temsilcisi)

Aslen çalıştay sırasında tek bir geliştirici temsilcisi olması ve çalışan/gönüllü ayrımı yapılmadan ortak seçilmesi gündemdeyken, Necdet Yücel’in etinden et koparılırcasına çırpınışı ile ek bir topluluktan geliştirici temsilcisine de yer verilmesi kabul edilmişti. Ben kendi adıma efektif olarak TÜBİTAK’a 3 oy vermesi nedeniyle bunu tercih etmek istememiştim (eşitlik durumunda kararı TÜBİTAK veriyor).

Bu ek 8. koltuk için TÜBİTAK, Cahit Cavit Vural’ı çağırmış toplantıya. Kendisini Debian temelli Magma Linux projesinden ve K9 Ticari Paketi’nden hatırlayabilirsiniz. Haftabaşında da toplantı çağrısını aldığımızda, bu durumu TÜBİTAK’a sormuş, kendisinin TÜBİTAK’ın kendi geliştirici temsilcisi olabileceğini; ancak topluluğun kendi temsilcisini kendi seçmesi gerektiğini belirtmiştik (ben ve Sezai Yeniay). TÜBİTAK tarafından bu konuda bir yanıt gelmemişti.

Bu sırada pardus-linux.org forumlarda duyurarak alelacele bir geliştirici temsilcisi seçimi yaptı, 45 kişinin oyu ile Erdinç Gültekin seçildi. Seçim şeklini eleştirenler de oldu (açık açık yazmadıysam da, ben de eleştirilere paralel düşünmüştüm).

Toplantıya geldiğimizde ilk sorgulanan doğal olarak bu 8. koltuğun durumu oldu. Ahmet Kaplan, bu işi hobi olarak yapmayan, ekmeğini bu işten kazanan, deneyimli birisini orada görmek istediğini belirtti. Ben de bu tanımın bir “çözüm ortağı”na karşılık geldiğini, “topluluktan geliştirici” yerinin tam olarak da istemedikleri tanım olan, bu işi bir hobi olarak yapan kitlenin temsili olduğunu belirttim. Daha da önemlisi bu kişinin topluluk tarafından seçilmesinin zorunluluk olduğu, TÜBİTAK tarafından atanamayacağını söyledik. Ahmet Kaplan, Erdinç Gültekin’in seçiminin pek demokratik olmadığını belirtti. Haklı olabileceğini ancak bu durumda o koltuğun boş kalmasının gerektiğini belirttik. Bir alternatif olarak 9 kişiye çıkmamızı, Abdullah Erol’un “geliştirici” değil “proje yöneticisi” sıfatıyla masada yer almasını, Cahit Cavit Vural’ın “TÜBİTAK geliştiricisi” olarak toplantıda yer almasını önerdim. Ancak Ahmet Kaplan sonuçta o koltuğun boş kalmasına karar verdi. Cahit Cavit Vural masadan kalkarak, izleyici koltuklarına yerleşti.

Toplantının izleyici koltuklarında tek o yoktu, 3 kişi daha vardı. Biri topluluk tarafından geliştirici olarak seçilen Erdinç Gültekin, diğeri TBD’yi temsilen gelen Türker Gülüm ve Pardus Kullanıcıları Derneği’ni temsilen gelen Nihad Karslı. Ancak tek bir STK temsilcisi olabildiği için onlar toplantıyı (çoğunlukla) izlemekle yetindiler.

Danışma kurulu katılımcıları netleştikten sonra, Ahmet Kaplan bize geçen 3 ayda TÜBİTAK tarafındaki gelişmeleri özetledi, sorularımızla daha net bilgi aldık:

  1. Türkiye genelinde okullarda kullanılacak akıllı tahtaların ilk etap 85000 tanesine Windows’un yanına “Pardus” da yüklendi (toplam tahta sayısı 620000+). Bir-iki gün önce topluluğa da yayılan bilgileri doğruladı, aslında tahtalara kurulan Debian, yalnızca üzerindeki logolar Pardus olarak değişmiş durumda. Pardus’ta akıllı tahtaları çalıştıramadıklarını, Debian’da çalıştırabildikleri için, zaman da daraldığından “zorunlu olarak” Debian kurduklarını belirtti.

  2. Milli Savunma Bakanlığı ile sözleşmelerini Perşembe günü itibarıyla imzalamışlar. 6 hafta içerisinde son halini verecekleri “Pardus Kurumsal 3″ü kurum geneline kurmuş olacaklar. Bu sürüm de üzerlerinde Pardus logoları olan Debian’lar olacak. Yine zaman darlığı ve zorunluluktan böyle yaptıklarını belirttiler. Kurum ihtiyacını karşılamak için anlaştıkları bir çözüm ortağına, merkezi yönetim aracı olan “Lider/Ahenk” ikilisini hazırlatıyorlar.

  3. Çeşitli kamu kurumlarından somut talepler olduğunu (kurum adları verildi ancak aklımda tutamadım) da belirttiler.

Elbette bu gelişmeler, özellikle geçen 3 ayda hiçbir biçimde toplululuğa bilgi akışı ya da fikir sorulma olmadan gerçekleştiği için danışma (çalışma) kurulunun onlarca sorusuyla karşılaştı. Bu sırada Ahmet Kaplan, bakanın çağırması nedeniyle özür dileyerek toplantıdan ayrılmak zorunda kaldı. Soruların yanıtlarını Abdullah Erol tek başına vermek durumunda kaldı, kendisi için belki de büyük bir şanssızlık oldu.

Şartnameleri gereği, Vestel’in MEB’in tahtalarına hem Windows hem Pardus yüklemesi gerekiyordu. Ancak Vestel, Pardus’la tahtayı çalıştıramadığı için TÜBİTAK’a başvurarak yardım istemiş. TÜBİTAK da kendi elemanları ile çözemediği sorun için bir firmadan yardım istemiş (mevcut çözüm ortakları dışında bir firma). Firma da, Pardus’la çalıştıramadığını ancak Debian’la çalıştırabildiğini belirtmiş. Debian logoları Pardus olarak değiştirilerek tahtalara yüklenmiş. Abdullah Erol, MSB Projesi’nin de yine zaman kısıtından dolayı bu şekilde gerçekleştirileceğini, bu saatten sonra da Debian kararından vazgeçilmesinin fizibl olmayacağını belirtti. Ancak Pardus’tan işe yarar teknolojilerin yeni dağıtıma aktarılacağını söyledi.

Abdullah Erol’un Debian seçimi için öne sürdüğü iki neden daha vardı:

  1. Ooo Debian’ın 30-40 bin paketi var. Pisi’nin 5 bin civarlarında.
  2. Piyasada Debian’dan anlayan bir sürü firma var, destek bulabiliyoruz.

Şimdi bu noktada iki seçeneğim(iz) vardı. Ya söylenenleri doğru kabul edip hareket etmek ya da çeşitli bahaneler öne sürülerek kandırılmaya çalışıldığımızı düşünmek. Ben kendi adıma, bir insanın sözüne (aksi bir neden yoksa) öntanımlı olarak güvenmeyi tercih ederim. O nedenle yukarıda anlatılan öykünün doğru olduğunu düşünerek hareket ettim.

Topluluğun çeşitli yerlerinden gelen hepimiz güya çenemizi tutar bir halde konuşmamıza karşın, “çok” konuştuk. Özellikle TÜBİTAK tarafında (kasıtlı ya da değil) bir dağıtım ile paket yönetim sistemi arasında ciddi bir kavram kargaşası var. Ben aklımda kaldığı kadarıyla satır başlarını ileteyim:

  1. Bu danışma kurulu niye var o zaman? 3 aydır bizi toplamanızı bekliyoruz. Çoğumuz bağımsız olarak birebir temaslarda da bulundu. TÜBİTAK bizlere danışmayacaksa, bizler Pardus’a yön vermeyeceksek, burada sadece yapılan işleri onamak için mi varız? Bu danışma kurulunun pas geçilemeyeceği kadar önemli bir karar.

  2. Defalarca “zorunda kalınmak” neden olarak gösterilmesine karşın, ortada zorunda kalınan bir durum yok. Tahtalarda sorun yaşandığında, ne Pardus’un mevcut çözüm ortağı firmalara başvurulmuş, ne üniversitelerden destek istenmiş, ne de STK’lardan yardım istenmiş. Her birinden birçok kişi ile de çalıştay sırasında birebir tanışılmasına da karşın. Bu sorunu çözebilecek kişiler özellikle safdışı bırakılmış. “Zorunluluk” değil ortada yapılmış bilinçli “tercih”ler ve kararlar var.

  3. Bir Linux dağıtımında çalışan bir donanım sürücüsünü, başka bir Linux dağıtımında çalıştıramayan bir firma Linux işletim sisteminin yapısı konusunda teknik açıdan yeterli değildir. Bunun yöntemi bellidir, teknik olarak yapılabilirdir. “Bir dağıtımda çalışmıyor, o zaman formatlayalım öteki dağıtımı kuralım” yöntemi, e-posta listeleri/forumlarda sık görülen, genellikle teknik detayları bilmeyen ya da onlarla uğraşmak istemeyen “kullanıcıların” (işi bu olan bir profesyonelin değil) tercih ettiği bir yöntemdir.

  4. Debian’da çalışan bir sürücüyü Pardus’a aktaramayanlar, Pardus’un 7 yıl içerisinde oluşturduğu birikimi de Debian’a aktarma konusunda yetersiz kalacaklardır. Pratikte bu gerçekleşmeyecektir.

  5. İki gün sonra bir işi Debian’da yapamayıp, Redhat’te yapabildiğiniz zaman, “hadi Debian’ı atalım, Redhat’i temel alalım” mı diyeceksiniz?

  6. Pardus, “Linux masaüstü”nü hedefleyen bir projeydi, bugün “tamam budur” diyeceğimiz bir masaüstü dağıtımı yok ki ortada hazır bir dağıtımı birebir alıp kullanabilesiniz. Yapmanız gereken birçok yenilik olacak. Gerçekten işletim sisteminin temeline ilişkin değişiklikler yapmanız gerektiğinde de Debian’ın o onbinlerce paketini de kullanamayacaksınız. Çünkü bu paketler ancak temel sistem aynı olduğu takdirde birebir kullanılabilirler. Sonuçta yine elinizde uğraşmanız gereken birçok paket olacak. Debian’ın bir sürü paketi var diye yaklaşmak yanlış bir argüman.

  7. Piyasada gerçek anlamda Pardus desteği veren firma sayısının az olmasının nedeni, TÜBİTAK’ın kararsız tutumu, bu firmaların çoğunu da zarar ettirmesi. Kamu, Türkiye’deki bilişim sektörünün %40′ını oluşturuyor. Tutarlı ve düzenli bir biçimde “Ben bu konuda destek istiyorum, parasını da veriyorum” dediği noktada, birçok firma o alana yönelecektir.

  8. Debian’ın paket sistemini kullanmakla, tamamen Debian kullanmak arasında fark var. Tek dert Pisi ile ise ve Debian’ın paket yönetim sisteminin teknik olarak çok daha üstün olduğuna karar verilirse, sadece paket yönetim sistemini almak da mümkün.

  9. Pisi’nin ve hatta Pardus teknolojilerinin genelinin birçok eksiği mutlaka var. Bu masadaki herkes birçoğunu ortaya dökebilir. Ancak ciddi bir teknik analiz / karşılaştırma yapılmadan böylesine önemli bir karar verilmesi ciddi olmayan bir yaklaşım. İleride benzer kararların da aynı şekilde verilmesi çok baş ağrıtacaktır.

  10. “Madem Debian’ı temel alan çalışmalar yürütüyorsunuz, niye bunları açık bir biçimde yapmıyorsunuz? Sürüm takip sistemi, iş takip sistemi ve benzeri araçlar niye duruyor?” diye sorduğumda gelen yanıt trajikomikti — “sunucu sorunumuz oldu, yoksa bir-iki hafta içinde yayınlayacağız”. Ahmet Kaplan oysa çalıştayda binlerce CPU’muz var, donanım gibi ufak sorunlar dert olur mu hiç demişti…

Konuşmaların belirli bir noktasında ortaya çıkan bir başka konu da, yeni dağıtımının odağının masaüstü olmayabileceği. Abdullah Erol’un ağzından “masaüstü de istiyoruz tabii” cümlesi çıktı. Buradaki “de” ifadesi aslında, önceliğin farklı bir alanda (ör: sunucu) olabileceğini düşündürüyor. Eğer öncelik sunucu olacaksa, farklı bir dağıtımı temel almak daha anlamlı hale gelebiliyor.


Neden bu kadar sorguladım peki? Çünkü çalıştayda sözü verilen, Pardus’un geleceğine yön vereceği belirtilen (ama önemli bir kararda devre dışı bırakılan) bir danışma kurulunun üyesi idim.

İşin komik tarafı, belki doğru düzgün bir teknik analiz yapılarak, doğru gerekçelerle bu karar masaya yatırılsaydı, bu kuruldan “ya evet, Pardus teknolojilerine devam etmek anlamsız. Başka bir dağıtımı temel alarak sıfırdan başlayalım” kararı zaten çıkabilirdi.

Toplantı sırasında tekrar tekrar danışma kurulunun görev kapsamı sorulduğunda gelen yanıt “burada karar vereceğiz” oldu. Bu noktada talep doğal olarak “tüm kararlarda” oldu. Abdullah Erol “ama kararlar bizim sözleşmelerimizi zor duruma sokarsa olmaz ki, söz veriyoruz sonuçta” dediği noktada ise danışma kurulunun tanımı şu şekilde değiştirildi: “TÜBİTAK’ın mevcut sözleşmeleriyle aykırı düşmeyen konularda karar alır.”.

Bu cümlenin etrafında herhalde en az bir yarım saat dans etmişizdir. Abdullah Erol, önce “bu kurulun ilk kararı olarak oybirliği, olmadı oyçokluğu ile Debian geçişini görmek istiyorum” dedi, doğal olarak hiçbirimiz bunu kabul etmedik. Danışma kurulunun önceden alınmış kararları onama yeri değil, kararları alma yeri olduğunu belirttik. Daha sonra Abdullah Erol’dan “tamam, o zaman tüm kararları alalım ama pisi’den vazgeçilmesini değişmez madde olarak danışma kurulunun çerçevesine ekleyelim” isteği geldi. Doğal olarak irademizin kısıtlanmasını da kabul etmedik. Abdullah Erol, “pisi’den vazgeçmenin altına imza atmıyorsanız, o zaman sadece bireysel sürüme karar verelim burada, kurumsal sürüm kararlarını katmayalım” da dedi, bunu da kabul etmedik. Kendisi özel sektörden yeni gelen Abdullah Erol’un “TÜBİTAK’ın bilim kurulu kabul eder mi bilemiyorum tabii böyle bir şeyi” dediği noktada ise, Ahmet Kaplan’ın yokluğunda “bench”ten Türker Gülüm imdada yetişti. Kendisi de 10 sene kadar TÜBİTAK’ta çalışmış olarak, bunun mümkün olduğunu, bilim kurulunun işleyişini, buna benzer “yetki devir”i yapılan çeşitli kurullardan her yıl 3-4 adet kurulduğunu belirtti. Nelere dikkat edildiğini tek tek anlattı. Abdullah Erol da bu konuda kendisinin karar veremeyeceğini, Ahmet Kaplan’la da görüştükten sonra yön verebileceklerini belirtti.

Bu süreçte bizler de aslında danışma kurulunun halen resmen kurulmadığını öğrendik. Tabii bu durumda gündeme yine, “e niye o zaman bu kurul 3 aydır toplanmıyor da, önemli kararlar olup bittikten sonra toplanıyor” sorusu geldi.

Yaklaşık 2-2.5 saatlik toplantının sonunda, somut bir istek olarak “Davulu verip tokmağı vermeden olmaz, biz tokmağı da istiyoruz. danışma kurulunu sunduğumuz çerçevede resmen oluşturmalısınız. Bunlar netleşmeden kurulun bir anlamı yok, başka konuları tartışmanın da bir anlamı yok, çalıştayda olduğu gibi fikirlerimizi dinleyip aksini yapabilirsiniz” dedik. Bir haberleşme listesi oluşturacaklarını ve oradan iletişime devam edileceğini belirttiler.


Eeee… Ne oldu yani şimdi? Pardus adı altında nurtopu gibi bir Debian dağıtımımız oldu. Değişmez mi bu? Bence zor, yetki sahibi insanlar bu kararı bizler yerine almış durumdalar, bize de bununla yaşamak düşüyor. Bunun ne kadar Debian’ın üzerine Pardus logoları yapıştırılmış olacağı, ne kadar özelleşip Debian’dan ayrılacağını zaman gösterecek.

Aslında fiilen 2004-2011 arasında geliştirilen dağıtım çöpe atılarak baştan başlanıyor. Çünkü bir tahta sürücüsünü Debian’dan Pardus’a aktaramayan birilerinin, Pardus geliştiricilerinin onca yılda çeşitli yazılımlara yaptığı yamaları ve geliştirdiği teknolojileri inceleyip/ayıklayarak Debian’a aktarmasını beklemek gerçekçi değil. Kabul etmek gerekir ki, 2004′teki başlangıca geri dönüyoruz.

Aklınıza şu soru gelecektir, “Peki neden bunun adına Pardus diyoruz, tüm sistemi sıfırdan baştan oluşturulurken neden yeni bir isim değil?”. Bu soruyu TÜBİTAK’a sormak açıkçası toplantı sırasında benim aklıma gelmedi :). Ama ben yanıtı kendi çıkarımlara göre vereyim (hatalı olabilir):

  1. Çeşitli kamu kurumlarının mevcut yürürlükteki ihaleler/anlaşmaların şartnamelerinde “Pardus” kurulması, hatta doğrudan “Lider/Ahenk” gibi isimler geçiyor. Bu şartnamelerin değiştirilmesi ciddi bir evrak işi, kayıplar, hatta belki arada projelerin başlamadan yeniden değerlendirilmesine yol açabilir.

  2. Pardus markasının yavaş hareket eden kamuda bile bir bilinirliği var. Yeni bir adı aynı etkinliğe ulaştırmak için yıllar gerekecektir.

  3. Adı “TÜBİTAK Pardus’u öldürdü” olacaktı, bunun yerine “TÜBİTAK Pardus’u devam ettiriyor” olacak.

Dağıtımın ilk yıllarını bilenler, “Uludağ” ismini anımsayacaktır. Aslında “Uludağ” projesinin “Pardus dağıtımı ürünü” şeklinde bir kurgu söz konusuydu orada. O kurgu korunsaydı, “Uludağ Projesi’nin Pardus ürününü sonlandırdık, yeni bir ürüne geçtik” denebilirdi.


Eee… durum çok mu kötü yani şimdi?

Olmayabilir.

Geçmişi sanki olmamış gibi silip, tamamen sıfır noktasında olaya bakarsanız, bir devlet kurumu var karşınızda; Debian’ı temel alarak çeşitli projeler yapmak istiyor. Bu iş için para ve emek harcamaya hazırlanıyor. LibreOffice için belge hazırlatıyor (birilerine). Debian temelli proje teklifleri için teşvik vermeye hazırlanıyor. Kamu kurumlarına gidip Debian kurmaya çalışıyor. Geçmişten bağımsız bakarsak, özgür yazılımın yaygınlaşması için çok iyi bir haber aslında.

Pardus’un ilk oluştuğu 2004 yılındaki fikir ayrılıklarını anımsayanlar, benim de o dönemki çoğunluk gibi “niye yeni bir dağıtım yapıyorsunuz, mevcut olanlardan birini özelleştirsenize” dediğimi hatırlayacaktır. Hatta TÜBİTAK’ın seçtiği Debian, temel alınabilecek özgürlük ve organizasyon yapısı sağlamlığını en iyi birleştiren dağıtım olması itibarıyla mutlu olunabilecek de bir seçim.

Zannetmeyin ki, Pardus’ta bu “yeniden yapılanma” öncesi her şey tozpembe idi. Proje yöneticisi Erkan Tekman sayısız yönetimsel hataya imza attı. Proje oradan oraya savrulup durdu. Balık baştan kokar, Tekman ile beraber TÜBİTAK çalışanı olan geliştiricilerin azımsanmayacak bir kısmı topluluğun ve kullanıcıları olan kurumların isteklerine ve önerilerine kulak asmadan bildiklerini okudu, kendileri dışında kimseye önem verdiklerini hissettirmedi. Kurumlar TÜBİTAK’ın Pardus’u sahiplendiğini hissetmediler, destek aradıklarında TÜBİTAK’ı arkalarında bulamadılar. Yapılan birçok öncülük, idari hatalardan dolayı bir ürün haline getirilip başarısının tadı çıkarılamadı.

Ancak 7 sene onlarca kişinin emek verdiği hiçbir yazılım projesinin sonunun bu kadar ucuz olmaması gerekir. Bir bilimsel araştırma kurumunun Pardus’a bir cihazı, üstelik de Linux’ta çalışan bir cihazı tanıtamadım diye koskoca yazılım bütününü kaldırıp atmaması gerekir.

Pardus teknolojileri artık ayakta kalabilirse sadece pardus-linux.org’un Anka Projesi ile yaşayacak görünüyor.


Peki bundan sonra ben ne yapacağım? Danışma kurulunun çerçevesine ait sözün TÜBİTAK tarafından net biçimde verilmesini ve daha sonra kendi verdikleri sözün arkasında durmalarını sağlamaya çalışacağım. Davulu verip tokmağı vermeme halinin devamı durumunda ise, danışma kurulundan ayrılarak diğer çözüm ortaklarına dönerek benim yerime yeni bir çözüm ortakları temsilcisi seçmelerini isteme yoluna gideceğim.

Bu kadar uzun bir yazının her satırını sonuna kadar okuduysanız, gerçekten Pardus’u önemsiyorsunuz demektir. Duygu yoğunluğu ve heyecan içinde herhangi bir çıkarımda bulunmadan, ağzımdan belirli cümleleri tekrar yorumlayarak “Doruk Fişek böyle böyle demiş” diye dillendirmeden önce lütfen yazdıklarımı dikkatle tekrar okumanızı rica ediyorum. Sözcüklerimi genellikle (elbette herkes insandır) dikkatle seçerim, bağımsız olarak tek başlarına değil, içinde bulunduğu yazının bütünü içinde değerlendirilmeleri de önemlidir.

Not: Toplantı sırasında sormayı akıl etmediğim için cevapsız sorulardan: Pardus Kurumsal 2 ne olacak peki? 14 Şubat 2011′de çıkarıldığında, TÜBİTAK halka bunu 3 yıl destekleyeceğini vaat etmişti (14 Şubat 2014′e kadar). Bu vaade güvenerek kendi sistemlerini Pardus Kurumsal 2 üzerine kuran kurumlar ve insanlar ne yapacak?
https://topluluk.ozguryazilim.com.tr/pardus-dagitimi-bitti-yeni-bir-dagitim-basliyor/


(Mehmet Göktürk) #29

Bu yazı başka bir siteden.

Sitem içeriyor eleştiri içeriyor ve fakat “ben şunu yapacağım” demiyor. (başkasının birşey yapmasını kontrol edeceğini ve kendisinin kuruldan çıkacağını söylüyor sadece…bu çözdü mü sorunları? Çözer mi? Sadece taşı gediğine oturtur. gediktaş…)

Şimdi ne yapalım söyleyin. Oturup ağlayalım mı birilerini dövelim mi? :slight_smile:
Yazı sahibi doğrudan yazabilir mi? Herkes kendi cümlesi ile yazabilir yani.
Kod yazmak katkıda bulunmak burda temel mesele. Dediydim dediydin yaptıydım yaptıydın bunlarla zaman kaybedemeyiz.
ben de isterim linuxtan bile daha düzgün bir OS yazılmasını. yazarız. ama gaz lazım. sizden ricam devlet bir sürümü desteklemişken arkasında durmanız.

Devlet debian kullanacak, debian vakfının asil üyesi olarak devam edecek desek ne farkeder? amaç gelişmek ise?


(Mehmet Göktürk) #31

Debian’ı saklamaya çalışan yok ki?


(Ali KOCA) #32

Merhaba.
Debian’dan türeyince ne oluyor? Sıkıntı ne?
En yaygın ticari masaüstü Linux dağıtımı olan Ubuntu Debian’dan türemiş.
En güzel masaüstü sürümlerinden sayılan Mint ubuntu’dan türemiş.

Açık kaynak dünyasının karakteri bu.
Hep birileri baka birilerinden branch(dal) olarak oluşur. Kimsede gocunmaz. Tabiatı bu…

Selamlar.


(Ergin ALTINTAŞ) #33

Açıkçası ben Pardus 17’yi pek çok açıdan çok beğendim. Bu nedenle öncelikle Pardus 17 sürümü için Pardus ekibini ve onlara katkı verenleri tebrik etmek isterim. Bence çok başarılı bir sürüm oldu.

Debian kurulum aracı hakkında http://www.pardus.org.tr/pardus17-surum-notlari/ adresinde “Ağ üzerinden çoklu kurulum imkanı” başlığı altında “Pardus 17 ile gelen debian installer ile kazandırılan PXE boot özelliği sayesinde birden fazla cihaza, cihazların bulunduğu kuruma veya kuruluşa özel öntanımlı ayar dosyasıyla (preseed) aynı anda kurulum yapılabilmektedir.” ifadesi geçiyor. Sizin için önemli olmayabilir ancak kurumunda 1000-1500 tane bilgisayara pardus kuracak olan sistem yöneticileri için bunlar çok ama çok önemli ve zaman kazandırıcak özellikler.

Zaten daha önceki kurulum aracı da (debian temelli sürümlerdeki) tamamen özgün bir araç değildi. Sanırım debian temelli başka bir dağıtımın kullandığı installer temel alınmıştı. Ancak önceki kurulum aracı büyük kurumlar için gerekli olan otomasyon içinde kurulum [https://wiki.debian.org/DebianInstaller/Preseed] özelliklerine sahip değildi.

Şahsen Pardus’un aksi gerekmedikçe tekerleği yeniden icat etmeye çalışmaması gerektiğini, zaten kısıtlı sayıda olan personelin mümkün olduğunca hedef odaklı ve katkı sağlayacak konulara odaklanması gerektiğini, bu kapsamda daha önceden çözülmüş problemler için en köklü ve teknik açıdan en güçlü çözümü alıp kullanmaları gerktiğini değerlendiriyorum. Eğer kullanılan/kullanılacak çözümlerde geliştirme ihtiyacı da var ise bu konuda da çaba harcanması gerekiyor tabii. Özgür yazılım felsefesi de zaten bunu gerektiriyor. En azında yaygın bir kullanım alanı elde edene kadar bu şekilde gidilmeli. Ciddi bir kurumsal kullanıcı kitlesine ulaşıldığında bazı şeyler zaten doğal olarak gelişecektir.

Pardus’a yöneltilen eleştiriler bağlamında Doruk Fişek Bey’in geçmişte yazdıklarını objektif, önemli ve makul buluyorum. Bu kapsamda daha güncel ve yine objektif bir değerlendirme Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi öğretim üyesi olan Necdet hocamız tarafından http://www.nyucel.com/2017/03/pardus-ne-durumda.html adresinde “Pardus ne durumda?” başlıklığı ile yapılmış durumda. Zaten okumadı iseniz okumanızı tavsiye ederim.


(Oğuz Bakır) #34

Herşeye rağmen güzel bir işletim sistemi bence.


(Serkan) #35

Emeği geçen herkese çok çok teşekkürler.


(yunuse44) #36

arkadaşlar proje geliştirenler için bir kaç program olsaydı daha iyi olurdu
emeğinize sağlık


(Asalet Sancakdaroglu) #37

Öncelikle bu bu yazilimda emegi gecenlere tesekkür ederim.

Konuya yabanci olmakla beraber, Pardusu okudugumda milli bir yazilim oldugundan epey heyecanlandigimi belirteyim. Sirketimizin C# yazilimi ile harizlamis oldugu ve Avrupa’da piyasaya sürdügü bir takim egitim programlari var. Bunlarin Pardus isletim sisteminde de calismalari sanirim sorunsuzdur. Iki sorum olacak. Windows isletiminde calisan programlarimizi pardusda denemek icin ne yapmamiz gerekiyor? Ikinci sorum da, önünüzdeki aylarda Programlarimizin App larini yaptirmayi planliyoruz. Isterimki milli yazilimlarla bu ise girelim. Bu konuda önerileriniz var mi yoksa bir yanlis anlama icinde miyim?

Selamlar

Asalet


(Yunusemre Şentürk) #38

Hocam size önerim öncelikle Yazılımlarınızın Linux dünyasında nasıl çalıştıracağınızı oluşturacağınızı build edeceğinizi araştırıp öğrenmeniz, bahsettiğiniz C# platformu Microsoft Özelinde bir platform haricinde (Mac OS, Android, Linux) native çalışamaz. Araştırmanızda kolaylıklar.


(Ali KOCA) #39

Merhabalar;
Asp.Net eğer ie bağımlılığı yoksa çalışabiliyor.

Selamlar.


(Yunusemre Şentürk) #40

C# platformu Microsoft Özelinde bir platform haricinde (Mac OS, Android, Linux) NATIVE çalışamaz.

Yunusemre Şentürk

Bilkent University - Software Engineer (Yazılım Mühendisi)

Saygılarımla.


(Ali KOCA) #41

Merhaba;
Aynı şeyden bahsetmiyoruz. Siz c# ile yazılmış masaüstü uygulamasından bahsediyorsunuz.

Ben c# ile yazılmış asp.net uygulamasından bahsediyorum. Eğer tarayıcı bağımlı bir talebi yoksa uygulamanın elbette her platformdaki tarayıcıdan çalışır.

Selamlar.