Çin, yerli Linux dağıtımlarına derhal geçiş emri verdi ve Windows’u hemen terk etti. Ülkenin Devlet Güvenlik Bakanlığı, tüm devlet bağlantılı kuruluşların Windows kullanımını derhal durdurmasını emretti ve başlangıçta Şubat 2027 olarak belirlenen son tarihi öne çekti. Direktif, “veri güvenliği endişelerini” gerekçe gösteriyor ve kuruluşları yerli olarak geliştirilen Linux alternatiflerine yönlendiriyor. İki dağıtım, ana alternatifler olarak konumlandırılıyor. İlki, FreeBSD kökenlerinden kendi bağımsız Linux tabanlı işletim sistemine evrilen Kylin Software Co. tarafından geliştirilen Kylin OS. İkincisi ise, Debian tabanlı Deepin üzerine inşa edilen Tongxin Software Technology Co. tarafından oluşturulan Unity OS. Her ikisi de yıllardır hükümet desteğiyle geliştiriliyor ve belki de tam olarak bu tür bir durumu bekliyorlardı. Çin, Amerikan teknoloji altyapısına bağımlılık konusundaki endişeleri gerekçe göstererek bir süredir bu yönde sinyaller veriyordu. ABD’nin son yıllarda Çinli teknoloji firmalarına kısıtlamalar getirmesinin ardından Çin, teknoloji alanındaki Amerikanlaşmayı hızlandırdı. Göçün ölçeğine dikkat edin. Çin’de yüz milyonlarca devlet bağlantılı bilgisayar kullanıcısı var. Kısmi bir geçiş bile, insanlık tarihinde Linux’un en büyük tek seferlik uygulamalarından birini temsil ediyor. Örnek vermek gerekirse, Münih şehir yönetiminin Linux’a geçmesi dönüm noktası niteliğinde bir olay olarak kabul edilmişti. Çin’in bunu ulusal çapta yapması ise bambaşka bir boyutta. Ve evet, bunu yapan tek ülke Çin değil. Avrupa da benzer bir yolda ilerliyor; Fransa, Almanya ve diğer birçok ülke, veri egemenliği endişeleri ve ekonomik nedenlerle son on yıldır Windows alternatiflerini arıyor. Siyaseti bir kenara bırakırsak, Linux’un artık birden fazla kıtadaki hükümetler tarafından tercih edildiğini görmekten mutluluk duyuyorum.
Çin Hükümeti’nin kendi halkına sunduğu veri güvenliği biraz tartışmaya açık çünkü bizimki gibi veri güvenliği anlaşmaları kadar onlarınki katı değil. Bu sadece onların ülke içi istihbarat ağlarına yarıyor.
Bizimkinde ise biz, Dünya genelinde olan uluslararası güvenli anlaşmalarla ilerliyoruz. Dolayısıyla karar vericiler, emin olasıya kadar yavaş ilerliyorlar. Mesela, bilgisayarların sıfır atık azaltılması amacıyla ve atık önleme konusunda çözüm olarak Pardus tabanlı sistemlere geçilmesi ve mevcut bilgisayar sayısının korunarak yeni ihalelerin değişmesi hakkında Sıfır Atık Vakfı’na görüş veya tavsiye dilekçesi yazabilirsek sanki buaradan bir manevra alabiliriz gibi geliyor. Çünkü önemli olan Avrupa Birliği’nden onay alıp maddi destek almak ve bunu da yeşil enerji ya da yeşil dönüşüm alanında yapabilme fırsatımız var.
Hocam Pardus ismi nedeniyle sıkıntı olabilir bir, ikincisi bu tür güzel düşünceler yaani mail gibi projelerin durumu gibi ola ola artık şahsen benim umudum kalmadı. Yeterli destek değil olay, herkes yeterli destek diyor da, o değil. Olay şu: daha başlarken büyük başlamak lazım. Küçücükken başlayıp büyütebilmek çok nadir yürüyen bir olay. Bir de dernek kurmanın buna ne kadar faydası olur, gerçekten bilmiyorum.
Çine’e gelince, tüm vatandaşlarını izliyor. Kendi sohbet uygulamaları var. Kendi androidleri var (ne güzel). İzlerse izlesin, orası beni ilgilendirmiyor. beni ilgilendiren şu: “BUNDAN SONRA LİNUX KULLANILACAK! O KADAR!” diyorlar ve anında geçiyorlar. Bu, muazzam birşey. Çok iyi bir davranış biçimi. Ellerinde hazır yapı, yeterli personel de var. Yıllardır ubuntu kylin’dir, deepin’dir geliştiriyorlar zaten. Bilmediğimiz bir iki tane de olabilir.
Özet: bak, oluyormuş demek ki. Biz de yapabiliriz. Buna bence gücümüz yeter. Yeter ki kararlı olalım. Şu anda devlet dairelerindeki birçok masada şu yapılıyor: evrak oluştur/düzenle–> yazıcıdan çıkar veya epostayla gönder. Altına mühür vur, dosyala falan. Yani iyi bir bilgisayara bile gerek yok ve bir anda herkes direkt Pardus’a geçebilir. Sadece altyapısal bazı zorlukları kısa zamanda çözüp ayarlamak gerekiyor hepsi bu.
Bir de forumda ikide bir dert yanan avukat ağabeyler var. Onlarında bu sorunları çözülse cidden ben de rahatlayacağım. Ne e-imzaymış anlamadım gitti arkadaş…
Belki beni yadırgıycaksınız ama Linux neden yaygınlaşmadığını eksilerini tartışmalıyız aslında bunu her linux kullanıcısı biliyor. Son kullanıcı neden windows u tercih ediyor.Neden linux yaygınlaşmıyor.
Biraz haklı nedenlerden, biraz da insanların cahilliğinden.
Hayatında hiç linux kullanmamış bir arkadaşım bugünlerde bir laptop almaya çalışıyor.
Ona sordum: Windows’lu hazır mı alacaksın, yoksa linux mu kurayım?
Dedi ki: Yok yok yok yok yok yok!… Ben linuxla minuxla uğraşamam. Windows’lu alacam.
Eğer bir insan hiç linux kullanmamışsa ve direkt yok yok yok diyorsa, bu cahilliktir.
Bir iki saat kullanmışsa ve beğenmemişse, yeterli zaman ayırmamıştır, bu önyargıdır.
Bir iki ay kullanmış, “yok arkadaş, ben bununla yapamam” diyorsa, haklı nedenleri vardır.
Ben, tam geçiş yapmadan önce çok sorunlar yaşayarak yıllarca windows-linux arasında çok git-gel yaptım. Benim de haklı nedenlerim vardı. Bir tarafta o yıllarda daha olgunlaşmamış şeyler çoktu.
Şimdi yok. Tam geçiş yaptım. Benim gibi aşırı titiz bir “sinir hastası” geçebiliyorsa, en normal kullanıcı da geçebilir. Burada fanatiklik yapmıyorum. Windows yakın zamanlara kadar kötü değildi; son zamanlarda benim gibi bir bağımlıyı bile küfür ettirerek terkettirdi. Düşün artık.
Arkadaşıma gelince, henüz windows 11’in nasıl bir bela olduğun daha bilmiyor. Parayı basıp aldıktan sonra görürüm onu. Ama şimdi ne dersem diyeyim dinlemeyecek; bunu bildiğim için kendimi boşu boşuna yıpratamam.
Benim görüşüm.Tek çatı altında kararlı sorunsuz kullanımı kolay, herkese hitap edebilecek bir işletim sistemi benimsetmek.Benim babam 80 yaşında daha uzun ömürler versin.Bu yaştan sonra ona linux ağır geliyor.Bunu özellikle altını çizmek istiyorum.
Size katılıyorum.Dedikleriniz çok doğru.Sağolun teşekkürler ediyorum.Elhamdülillah ben pardus kullanıyorum.hiç bir sıkıntı yok.Başka bir sisteme ihtiyaç duymuyorum.
Hocam, insanlar linux tercih etmiyorlar diye suçlayamam (bazı linux fanatikleri windows kullanıcılarını aptallıkla suçlamaya kadar gidiyor).
Eğer ağır geliyorsa, o zaman hangisini seviyorsa onunla devam etsin. Ama şunu da unutmasın:
Bir zamanlar eline ilk kez android’li telefon geçtiğinde de hiç bilmiyordu. Zamanla kullana kullana, kabullene kabullene öğrendi ve alıştı. Bilmiyorum belki babanız tuşlu kullanıyordur. Ama çoğu insan böyle alıştı ve şimdi elinden düşürmüyor.
Bu prensip aynen linux kullanımında da geçerli. Hele ki Chrome’a tıklatıp edevlet işlerini halletmek, maç izlemek, haber izlemek, youtube izlemek… gibi basit işler zaten tamamen tarayıcı üzerinden yapılıyor. Sisteminin linux olması farketmiyor. Güzelce, 1960’ların konuşma diliyle anlatılırsa hiçbir sorun çıkacağını sanmıyorum.
Pardus’u sahiplenme değil sadece Pardus isimli ürün kullanan insanlar grubu olarak anlaşılacağı için “Pardus Kullanıcıları Derneği” adı altında herhangi bir ihlalimiz olmayacaktır. Zaten işlevi de forum gibi işleyecek. Sadece arada sırada imza işleri olduğunda üyelerimiz içinden seçeceğimiz yönetim heyeti bir yerde fiziksel olarak kanlı canlı buluşup dernek faaliyeti için gereken imzaları atacaklar, bir sekreter toplantı özetlerini yazacak. Çoğunlukla çevrimiçi toplantılar olacak. Aylık toplantılar gibi. Bu toplantıların video kayıtları çevrimiçi olarak YouTube gibi platformlarda da yayınlanacak. İleride Pardus’u kullanan kişilerin sayılarını halkımıza göstermek amacıyla ve Pardus’u yaygınlaştırma amacıyla Pardus Kullanıcıları Derneği isminde halısaha yelekleri gibi ucuz yelek de yaptırabiliriz. Dernekler böyle çalışıyor zaten. Tabii bir de dernek aidatları var. Bu aidatlar da aylık 200₺ gibi ucuz miktarlar oluyor. Ve tabii ki “Dernek, vakıf, birlik gibi sivil toplulukların maddi kaynakları ve yaptıkları faliyetler, T.C. İçişleri Bakanlığına bağlı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü üzerinden denetlenir.
Dernekler hakkındaki faaliyeti ve derneklerin geleceği için internet sitelerindeki “işlemler” üzerinden bilgi edinilebilir.” isimli bir yerde bilgi de okumuştum.
Genellikle ülkemizde derneklerin pek faaliyetlerine denk gelmiyorum (ben denk gelmiyorum). Geçenlerde merak edip linux kullanıcıları derneğinin sitesine baktım. Bilançolarına kadar inceledim. Uzaktan şöyle göründü: “Ne akarlar ne kokarlar”. Pardus özeline inince sayı ve faaliyet daha da azalır.
Olumsuz düşünmemin nedeni aslında şu: Herkes windows kullanıyor özetle. Kurumları saymıyorum kurumlar ayrı. Şimdi ülke çapında linux kullananları ayıkla. Ardından Pardus’a kadar in. Kaç kişi?
Önemli daha fazla detay var. İnsanların işi gücü bilişim-bilgisayar-OS değil. Millet faturaları ödemenin derdinde. Bu nedenle ülkemizde derneklere ilgi çok az. İnsanlar hobilerine hiç vakit ayıramıyor. Fakir, ya krekli windows kullanıyor, ya da hiç kullanmıyor. Zengin zaten meyve logolu kullanıyor, Pardus derneğini ne yapsın… Bunları düşününce, her ne kadar tatmin edici açıklasanız da, ben mızıkçılık yapmak istiyorum
Farkında değilim hocam. Çünkü af buyrun bu tip konularda çok cahilim.
Burada dernek kurulmasın demek değil de, anlatmak istediğim şu: dernek kurulduğunda ne kadar katkı yapar? Yapabilir mi? Ve daha birçok soru. Türkiyeye yayılmış kullanıcılar var. Derneği hangi ilde kuracaksınız? O ilde kaç kullanıcı var? İyi bir fizibilite araştırması yapılır ve gerçekten faydalı olunacağı sonucu çıkarsa, ben desteklerim.
Daha geçen aylarda bir mail hesabı sahibi internette kendi durumu için şikayette bulunuyor, ama yardım da kabul etmiyordu. Son durumu bilmiyorum.
Birkaç gün önce yerli bir mail sunucusunun daha kapanacağını öğrendik.
Bu tip şeyleri gördükçe umudum her geçen gün azalıyor. Aslında bunu anlatmaya çalışıyorum.
Derneği İstanbul ya da Ankara gibi büyük şehirlerde kurmamız daha uygun olur. Ya da her sene düzenlenen Mustafa Akgül Yaz Kampı gibi faaliyetler için Bolu’da da kurabiliriz ama Bolu’da kurmamız için şimdilik sayımız belli değil. Ben ise sadece üye olarak ve üyelik aidatı vererek destek olmayı düşünüyorum. Kamuda çalışan olduğum için bir dernek yöneticisi olmayı istemiyorum. Ama üye olma hakkım olduğu için benim gibiler sanırım dernek faaliyeti haklarını yönetim yerine üyelikten yana kullanacaklardır.
E-posta olarak vuhuv üzerinden birer vuhuv e-posta hesabı oluştururuz. BİP’te bir mesajlaşma grubu kurarız. Telefon numaralarımızı paylaşırız, bizi rahatsız edeni engelleriz. Göründüğü gibi hep yerli teknolojilerle ilerleyerek bir denemede bulunabiliriz. Eğer “Pardus Kullanıcıları Derneği” isimli Bip grubuna katılmak isteyen olursa bana özelden cep telefonu numarasını paylaşabilir. Ben de kaydedip BİP uygulamasında konum listesi çıkarırım. Böyle başlayabiliriz.
Pardus Kullanıcıları Derneği kulağa hoş geliyor. Fakat dernek kurumak ve sürdürmek epey bir vakit ve nakit istiyor. Bu iki temel ihtiyaçtan öncelikle birinci engeli aşmak gerekir; yani, bu işler için gerektiği kadar vakit ayırabilecek en az birkaç kişinin öne çıkması lazım. Aslında çok ümitsiz bir durum olmasa gerek.
Dernekleşmeden önce bir sosyal medya platformunda topluluk oluşturmakla işe başlamak yararlı olabilir. Burada “yerlilik” kriterini sadece Pardus ile sınırlı tutup en çok kullanıcının veya kullanıcı adayının bir araya gelebileceği bir platformda karar kılmakta fayda var. Örneğin, Facebook’ta “Pardus” diye arama yapıldığında ilk karşımıza çıkan Pardus Kurumsal4,7 bin takipçiye sahip. Bir de muhtemelen 2011 yılında açılıp 2019 yılından beri yaşam belirtisi göstermeyen Pardus Türkiye sayfası var ki bunun 1,6 bin takipçisi olduğu görülüyor (Debian-öncesi PiSi döneminin Pardus ekibinden biri açıp sonra bu sayfayla ilgilenmeyi bırakmış olabilir).
Buradan sonraki adım olarak dernekleşme düşüncesi ile hareket edilince Pardus Kullanıcıları grubu oluşturulması daha uygun olabilir.
Fakat nerede olursa olsun böyle bir sosyal medya ortamında mutlaka birkaç kişilik bir yönetim ekibi olmalı ve topluluk içi paylaşımlar böyle bir moderatör ekibi tarafından filtrelenmeli ki gerek konu dışı gerekse şu veya bu türden “uygunsuz” mesajlara alan açılmasın. Burada belirli bir seviye sağlandığında dernekleşme konusu ele alınıp bunun planlanması ve hayata geçirilmesi gündeme gelebilir.
Dernek kurma fikri güzel, gönül ister gerçek olsun Türkiye’de linux işletim sistemleri ve Pardus yaygınlaşsın. Çevremde Pardus’u bilen tek tük insan var. Türkiye’de Çin gibi radikal bir kararla daha katı bir şekilde Pardus’a geçiş yapsa ve Pardus’un pazarlaması güzel yapılsa potansiyeli çok büyük bir distro. Kurumların kullandığı uygulamalar var eyvallah ama bunlar Pardus için tekrar port edilebilir. 25 (Bilge) sürümü ile kurumsal bir yana son kullanıcıya bile çekinmeden öneriyorum ve sorun yaşayan da görmedim henüz. Ekibin yazdığı uygulamalar (örneğin driver kurma aracı ve ios bağlantı uygulaması) harika. Bazen üzülüyorum bu denli büyük potansiyelli bir projeye hala gerekli destek verilmediği için.
2025 ekim ayından beri linux kullanmaya çalısıyorum ama bazen en kolay sorunlar bile linuxte çözmek bazen zor olabiliyor uzun yıllar linux tecrübesi olanlar için sorun olmayabilir ama benim gibi standart kullanıcı çok uğraşmak istemiyor daha pratik olmalı
Epeydir genel olarak Linux işletim sisteminin “kullanıcı dostu” özelliği Windows ve Mac ile benzer düzeye geldi aslında - yeter ki yüzlerce farklı Linux arasında “doğru” seçimi yapın. Debian kararlı sürümü ve onu temel alan Pardus gibi sistemler, Ubuntu ve Ubuntu tabanlı olanlar (Linux Mint gibi) bu anlamda “doğru seçim” sayılır (bence).
Muhtemelen sizin kastettiğiniz, donanım uyumluluğu ve sürücüler ile ilgili sorunlardır.
Bu konuda da çok yol aldı Linux fakat maalesef hala donanım üreticileri önce Windows, sonra Mac uyumlu olmayı gözetiyorlar çünkü kişisel bilgisayar sektöründe (pazar payına orantılı olarak) Microsoft ve Apple firmalarının sözü çok geçiyor.
Bu yüzden, Linux kullanınca bazen biraz ekstra çaba gerekiyor maalesef.
Baştan, bilgisayar ve çevre birimleri alırken, “Linux uyumlu” olmasına dikkat edilirse bu da pek sorun olmuyor aslında.
Gerek sunucu bilgisayarlarda gerekse cep telefonlarında Linux’un hakim olduğu ve Microsoft firmasının bile artık Linux kullanmaya başladığı günlerde yaşıyoruz sonuçta…