Uygulama mağazasından veya internetten indirdiğim uygulamarın masaüstü kısayolu otomatik eklenmiyor bunu yapabilmenin bir yolu var mı?
Bunun otomatik olmasını ancak uygulama sahipleri çok kolay yapabilir (“masaüstüne kısayol eklensin mi” diye sorulabilir) fakat nedense Windows dünyasında bu bir gelenek iken, ne Mac ne de Linux dünyasında tercih edilmiyor.
Bu durumda kullanıcının kendisinin yapması gerekiyor.
Bunu sık yapacaksanız, en iyisi çok basit bir kabuk betiği (shell script) ile dosya yöneticisinin bağlam menüsüne bir eklenti yapmak.
Bir “*.desktop” dosyası sağ tıklanınca “Masaüstüne kısayol ekle” seçeneği…
Kullandığınız dosya yöneticisi için böyle bir eklenti zaten mevcut olabilir ya da Yapay Zeka bunun nasıl yapılacağını adım adım açıklayabilir.
Hocam aslında manuel olarak kendiniz de ekleyebilirsiniz. Xfce’de uygulama ikonuna sağ tıklayarak, Gnome’da ise “Add to desktop” uzantısıyla masaüstüne ekleyebilirsiniz.
GNOME’da onun için de mi eklenti gerekiyor?

Ben GNOME’a inanmıyorum.
Bence GNOME diye birşey yok.
GNOME’un sadece bir illüzyon olduğunu düşünüyorum.
Hiçbir özelliği olmayan bir kabuğu alıp insanlara GNOME adıyla yutturmuş olabilirler.
Eklentiler ise içeriği doldurmak için çaresizlikten üretilmiş gibi.
GIMP takımı da acımış, şunlara bir GUI altyapısı yazalım demiş, GTK yazmışlar. O da olmasa hapı yuttular.
Peki boş bir yerde sağ tıklatınca “Yeni klasör oluştur” yapma var mı? Haa yok mu? Tüh. Neyse eklentiye kurarız.![]()
maalesef otomatik eklenmiyor.
gnome temiz sade bir masaüstü olacak şekilde tasarlanmış. maalesef eklenti kurulmadan uygulamaların kısayolu masaüstüne pratik bir şekilde getirilmiyor.
xfce’de ise uygulamaya sağ tıklayarak masaüstüne kısayol oluşturulabiliyor.
ben masaüstü olarak Pantheon (Elementary OS) masaüstünü beğeniyorum; birçok linux dağıtımına uygun değil, özel geliştiriliyor, masaüstüne yine kısayolu yok alta dock’a kısayol ekleniyor pratikçe; ancak görsel olarak güzel; işlev olarak bu konuda faydalı değil.
Bence Pardus bir tane masaüstü seçip, işlev olarka odaklanıp, kullanıcı odaklı geliştirme yapmalı, Pardus’a özel olabilir. Bunun Pardus’un yaygınlaşması ve tercih edilmesi için son kullanıcı tarafında çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Hocam yaklaşım farkından kaynaklı bir durum aslında.
GNOME’da Windows’taki(veya KDE, XFCE vb.) gibi bir masaüstü kullanım deneyimi sunmayı hedeflemiyor. Masaüstü onun için arkaplanın göründüğü bir yer gibi. Öntanımlı olarak masaüstüne koyduğun şeyler de görünmez.
Biliyorum hocam biliyorum.
Ama kullanıcının en çok ihtiyaç duyacağı temel araçların mutlaka bulunması, bir masaüstünün değil, en başta bir işletim sisteminin şartı olmalı.
Bir işletim sisteminde, kullanıcılara lazım olan şeylerin “tarayıcıya kurulan bir eklenti vasıtasıyla kurulması gerektiği” konusu size de saçma gelmiyor mu?
Birşey kopyalanırken görünen ilerleyen çubuk, birçoğumuza gerekli gelmeyebilir. Ama bakın aşağıdaki video ne anlatıyor, tr altyazılı izleyin:
Burada olay, biz kullanıcıların gereksinim duyduğu şeylerin aslında gereksiz süsler olmaması. Bu yüzden eleştiriyorum. Geçen yıllarda bir arkadaş, simge setinin çirkinliğini eleştirdiğim için beni eleştirerek, gnome geliştiricilerinin “lütfen simge setlerimizi ve temalarımızı değiştirmeyin, onu biz öyle seçtik” gibi bir makalelerini attı. Bu programın simge setini değiştirmeyin demek, doğrudan özgürlüğe ters bir defa. Daha bir sürü sorunları var ama anlatmak uzun sürer. Ona karışma buna karışma eeeeh! Kullanmam olur biter.
Uygulama merkezinin bir ayarı olarak sunulabilir. Varsayilan olarak kapali gelir. Fakat bunu arzulayanlar icin de opsiyon olarak sunulabilir.
macOS tarafinda bunun sunulmamasinin bence en onemli sebebi spotlight’in gucu. Bence pardus tarafinda da bu kolaylik var.
Windows’un bunu default yapmasinin sebebi de yillarca arama mekanizmasindaki çöp, işe yaramaz fonksiyonalite. Aslinda beceremedikleri başlat menusune bulduklari cozumdu.
Şahsen masa ustunde uygulama simgesine ihtiyac duymuyorum. Yeter ki search ve spotlight iyi calissin.
Hocam bakın ilk cevapta yazmayacaktım ama çok zorladınız. Ayrıca çokta kalbim kırıldı haberiniz olsun. btt.communty’den bu yana çok değişmişsiniz.
Ben durumu size anlatayım mı?
Şimdi söz konusu linux olunca bahsettiğimiz kavram “özgürlük”tür değil mi? Bundan dolayıda her projenin, her distronun, her uygulamanın vs. bir amacı bir felsefesi vardır. Linux Mint diyor “Windows kullanıcıları kolay kullansın” Arch diyor “ben temeli atayım kullanıcı kendi üzerine istediğini atsın” Ubuntu “kurumsal” diyor, Fedora başka diyor, Opensuse başka diyor. Bizim Pardus’ta bir amaç için geliştiriliyor şu an da. “Dış ülkelere veri gitmesi!” vs. Hepsi bir değil Neden? Çünkü özgürdürler, düşünceleri farklıdır, bildikleri ve inandıkları farklıdır.
KDE ekibi derki: Kullanıcı bizde istediğini yapsın her şeyi yapsın. Çünkü Onların anlayışı ve felsefesi budur. Projelerini ona göre geliştiriyorlar.
Pencere yöneticilerini çoğunluk (neredeyse kimse) kullanamaz ama onlarda çok hyplanıyor.
Hocam şimdi siz şunu diyebilirmisiniz. Mint gibi kolay kurulan kolayca kullanılan bir dağıtım varken İnsanlar neden arch kuruyor. Önceden archinstall yoktu. Uzun uzun manuel kuruyorlardı. I use arch btw diye sloganlar atıyorlar. Şimdi windowsa yeni geçen bir ya da bu forumdaki büyük abilerimiz ya da bizim ülkedekilerin gözünden bakalım. archinstall olmadan önce birine arch kullanmasını sağlayın ( herşeyi kendin kuruyon-kaldırıyon istediğini özgürce yapabiliyon ya ) ver birine kullansın. Diyeceği ilk şey şu olur: “Ne uğraşacam ya” çoğunluk bunu der. E arch çıktığından beri hyplanıyor övülüyor. BU zorluğuna rağmen extra kırılgan yapısına rağmen (bilmeden sistemi bozma riskin çok yüksek). Çünkü seviyorlar işlerine geliyor ya da başka bir sebep bilmiyorum. Zor olması umurlarında değil.
Şu an benzer durum pardus içinde geçerli. Siz şuan kullanıyorsunuz Gidin yoldan rastgele birini çevirin pardusu anlatın. Cümleye %90 ihtimal hayvanat bahçesi müdürü… diye başlayacak. Siz diyorsunuz iyidir Pardus XFCE kullanmaktan en keyif aldığınız linux dağıtımı hatta. Ama çoğunluk size kötülemek dalga geçmek için (tıpkı sizin yaptığınız gibi) bin tane sebep sayar özellikle Linux topluluğu… (Makyajlı debian der onu der bunu der)
Başka bir örnek OMARCY distrosu, Adam direk “benim yapılandırmamı kullanın” diyor. özgürlük yok. AMA NEDENSE Çok ama çok hyplandı ve 15,6 milyon dolar fon ve bağış topladı pencere yöneticisi kullanan bu distro. Bazı Linux youtuberları hala buna anlam veremiyor.
Peki burada net sonuç nedir? Arch iyi mi? Pardus kötümü? Omarcy Linux geleceği mi? Bilmiyoruz.
Şu an aynı durum Şu an da GNOME içinde geçerli. Yemin ediyorum birisi Gnoma ırkçılık yapıp Sonrasında özgürlükten bahsetmesi deli ediyor beni.
Hocam adamların felsefesi minimalizm. Yani bilgisayarı aç, işini verimli şekilde yap, kapat. Sadece işini yap. vaktini ve dikkatini harcama. Olabildiğince kolay kullan. Bilgisayarı kullan onu disko topuna çevirme. İstemiyormusun? Uzantı indirebilirsin. Bizim yapılandırmamızı kullanmak zorunda değilsin. Kimseyi gnome kullanmaları için zorlamıyorlar. Adamların tek derdi çalışan bir masaüstü ortamı. işini en iyi şekilde görsün güzel gözüksün yeter. Geçekten olmayan Temel bilgisayar işlevleri 1 ya da 2 tanedir. topluluk projelerine ve uzantılara destek veriyorlar. Yani özgürlük düşmanı olsalar yapacakları ilk şey uzantıları kapatmak olurdu.
– Ayrıca o tema olayının aslı bildiğim kadarıyla şu: simgelerle ilgili bir şey yok, yeni gtk4 uygulamalarına tema ekleyince performans düşüklüğüne sebep oluyor. O yüzden gtk4 uygulamalarına tema yüklemeyin diyorlar. Artık arkadaş nasıl anlatmışsa bilmiyorum. – (ha tabi kimin umurunda Gnome gaz çıkarsa skandal oluyor)
Adamlar Gnome’u geliştiriyor, onlardan KDE’yi geliştirmelerini istersen yok derler doğal olarak. Temel bilgisayar işlevleri bulunuyor. Olmayan sadece 1 ya da 2 özelliktir. Kalanının var olması kişiden kişiye değişir.
Bu felsefe herkese hitap etmesede bazıları seviliyor ve işe de yarıyor. Bunun en büyük örneği Bana inanmıyacaksınız biliyom ama , — > zamanında gnome’a en büyük eleştriyi yapan < —, Linux’un yaratıcısı linus torvalds’dır.
Linus torvalds’ın bu konu hakkındaki sözü: “Ben önüme engel çıkarmayacak (işime karışmayacak) bir masaüstü istiyorum. Hayat, bir masaüstünü özelleştirmekle veya güzel resimlere bakıp kurcalamakla harcanmayacak kadar kısa”
Yani linux’un yaratıcısı bile sizden farklı düşünebiliyorsa biz özgürlük kavramını sadece “benim özgürlüğüm” diye mi yorumlamalıyız?
https://www.instagram.com/p/DRyt-_IAX4t/?utm_source=ig_web_button_share_sheet&stkn=MzRlODBiNWFlZA==
Bende vanilla Gnome kullanıyorum. İyisiyle kötüsüyle ,biliyorum bazen saçma kararlar veriyorlar, ama kullanıyorum bir şekilde. Çünkü istiyorum, kullanmayı seviyorum. Özgürlük bu değil mi? Ben mi yanlış biliyom. Niye benim özgürlüğüme saygı duyulmuyor? Ne yapayım utanayım mı Gnome kullanıyorum diye. Hala tema indirebiliyorum, simge değiştirebiliyorum istesem masaüstümü bambaşka yapabiliyorum. Ama şuan gerek duymuyorum. N’olmuş özelleştirmek için uzantılar kullandıysam. Yani bana bir zarar vermiyor ki? Dediğim gibi kişiden kişiye değişir bu.
Yani demek istediğim şu konu özgürlükse sizin beğenip beğenmemeniz değil başkasının beğenen ve beğenmeyenlerin yanında beğenip beğenmediğini özgürce söyleyebilmesidir. Bir şeye sevmiyorsun diye hakaret ederek, alay ederek, seven kişinin ondan utanmasını sağlayarak özgürlükten bahsetmeyin. Bırakın isteyen istediğini istediği gibi kullansın.
Bahse varım şu an bu yazdıklarımın hiçbirini okumadınız ve şuan bana vereceğiniz yanıtı (haklı çıkmak için) düşünüyorsunuz. Yapmayın… tek isteğim beni anlamanız başka bir şey istemiyorum. Hakaret ettiysem alındıysanız gerçekten özür dilerim…
Hepsini okudum Muhammed bey, yanıt yazmak için de acele etmedim. Hakaret etmişsiniz gibi de okumadım.
Fakat düzeltmem gereken çok önemli noktalar var.
Kırılmayın lütfen, kimseyi kırmak için yazmadım. Btt comunity’den beri de çok değişmedim. Yani oraya gelmeden önce böyleydim, şimdi de böyleyim. Böyleydim derken, yazdıklarım insanlara sert geliyor ve çok eleştiriliyor. Ya da bazen yanlış anlaşılıyor. Bu benim çok sık karşıma çıkıyor. Yazışma dilinin bir özelliği maalesef. Ama karşıma çıksanız öyle biri olmadığımı çabuk anlarsınız.
”Ben, söylediğim şeyden sorumluyum; sizin ne anladığınızdan değil” bir aralar facebook’ta çok gezen bir söz. Benim buradaki özet yanıtım budur. Ama yine fazla sert kaçabileceği için bunu söylemedim varsayın.
Gnome meselesinde sizin yanlış anladığınız şekilde eleştirel yazmamın nedeni şudur:
1- GNOME çok ağır bir masaüstü ortamıdır. Hakettiğinden katbekat fazla kaynak kullanır.
2- Hiçbir özelliği yoktur! Basit bir kopyalama ekranı, dosya yöneticisinde backspace ile geri gitme, şu bu… Ki bunlar bir bilgisayarı bilgisayar yapan şeylerdir. Bahsettiğiniz gibi “kullanıcı işini görsün çıksın” iyi de o da yok ki? Kullanıcı işini görüp çıkamıyor çünkü öyle bir özelliği yok! Birileri ona söyleyene kadar eklenti ile çözebileceğini bilmeyen bir kullanıcı soğuyup anında windowsa döner. Benzer bir yazıyı bu forumda KDE için de yazmıştım. Sadece bir saat kullanabildim ve çıldırma noktasına geldim. Onu yazdım sadece. Kullananlara “Allah sana sabır versin” den başka birşey yazmadım.
Hem ağır bir masaüstü ortamısın (daha doğrusu kabuk) hem de kullanıcının pratik bir şekilde yapmak istediği hiçbir şeyi barındırmıyorsun.
XFCE hafif bir masaüstü ortamı, ama herşey var. Hem de o hafiflikte var.
Ben de ister istemez güldüm. O gülen surat gifi koydum.
Hepsi bu kadar.
Son bir düzeltme: kimseye hakaret etmedim ya da dalga geçip utandırmadım. Yazımda hedef GNOME ortamıdır. GIMP takımı olmasa kendi çizicileri bile yok!
İşte olay bu. Dalga geçilecek birileri varsa, kullanıcıya bu berbat ve “biz böyleyiz” diye bu arayüze layık gören gnome geliştiricileridir.
Geliştiricilerin kızdığı nokta görünümün bozulmasıyla alakalı idi. Temanın bir nevi zorla sistem tarafından uygulanması görünümü bozuyordu.
Kullanmazsınız olur biter. Doğru. Ama aynı şekilde Windows vâri kullanım istemeyenler de diğer masaüstü ortamlarını “kullanmam olur biter” diyerek kullanmıyor. Masaüstü ortamının fazlalığını sevmeyenler pencere yöneticisi kullanıyor. GNOME ise pencere odaklı bir masaüstü ortamı. Kendine has bir konumu var. Bunu eğip bükmeye gerek yok. Doğal olarak ek özellikler isteyenlerin eklenti ile işini halletmesi bekleniyor.
Bir ara bir arkadaşımla konuşurken neden masaüstüne birşey koyamadığımı sordum. “Biz GNOME kullanıcıları masaüstü kullanmayız, dosyalarımızı user dizinlerimize ya da doğrudan sistem dizinlerine koyarız” deyince hak vermiştim. Herkesin beklentisi ve tarzı farklı olur. Benim itiraz ettiğim nokta o değil. Fazla kaynak kullanımına karşı, özellik fakiri olmasıydı. Üstelik de çok fazla sorunu vardı o sıralar, şimdi ne durumda olduğunu bilmiyorum.
Hocam kullanıcılar GNOME kullansın.
Kullanıcılar istedikleri eklentileri kendileri yüklesin/yüklemesin.
GNOME, diğer DE’lerden fazla kaynak tüketsin. Yeter ki kullanıcılar memnun kalsın.
Hiçbirine itirazım yok, tamam, vazgeçtim.
Ama geliştiriciler “ikon temamızı değiştirmeyin, biz bunu seviyoz” da demesinler.
Kullanıcı kitlesine verdiğiniz kabuk zaten -bana göre- kötü durumda. Bir de onu yapmayın bunu yapmayın, öööööö! olmaz öyle. Bakın yukarıda yazdım. Bu işleri bilmeyen bir kullanıcı linux’a ilk defa geçer de GNOME denerse “bu ne yaa” der ve windows’a geri dönmekle kalmaz, bir daha linux duyduğunda saldırı moduna geçer.
Tamam, sistemi yine sade yaparsın, isteyen özellikleri açar detaylandırır. İstemeyen sade kullanır. Bir eklenti ya da uygulama bir sisteme DEPO’dan yüklenir. Firefox’a eklenti kurup eklentiyle eklenti kurmak nedir abi, millet totosuyla güler adama. Yukarıdaki gifin özü.
Olayın özeti bu.