Milli İşletim Sistemine Yöneltilen Eleştiriler


(Sercan ERGİN) #84

windows a benzemek zorunda değil ama son kullanıcı odaklı bir işletim sistemi olmalı… ki masaüstü arayüzü yapmakta çok zor olmasa gerek sizler için ki deepin gayet görsel doyum sağlıyor. olmadı unity 8 masaüstü ortamını çatallayıp pardus ekibi geliştirsin. sorunu tekrar ifade etmek gerekir ki. pardus henüz hala daha kararlı değil. biraz kullandıktan sonra sistemden uzaklaşmak istiyorsunuz. :// bu üzücü…


(ismail) #85

Pardus son kullanıcı odaklı olmalı ve özel sektöre de hitap etmeli. Kullanıcılar terminal görmek istemiyor. Bu yüzden kararlı masaüstü ortamı uygulama çokluğundan daha önemli. Sistemdeki denge zaten kullanıcıyı dolayısıyla uygulama geliştiricisini kendisine çekecektir. Ayrıca uygulama mağazası da olmalı. Ticaret verimi ve kaliteyi arttırır. Bunun çok büyük bir örneği var karşımızda. Çok cüzi paralara gayet kaliteli uygulamalarımızı telefonlarımızda kullanıyoruz.


(Ali KOCA) #86

Merhabalar;
Güzel bir yazı olmuş. Özelleşmiş Linuxlar için güzel tesbitler olmuş. Lakin yukarıdaki ifadelerinize katılamadığımı ifade etmek istiyorum.
Son kullanıcı için çok da güzel dağıtımlar mevcut.
https://www.yandex.com.tr/search/?lr=11503&msid=1516000920.30652.22873.9402&text=easy%20to%20use%20Linux%20distributions şeklinde bir arama yaptırırsanız Sadece bu iş için odaklanmış bir sürü dağıtım görebilirisiniz…
Pardus, Linux Mint, Ubuntu (kubuntu, xbuntu, lubuntu…), elementary os … saymakla bitiremiyorum. Bunların hepsi son kullanıcı odaklı… Hatta yabancı sitelerde rastladığım kadarıyla ana debian dağıtımını bile sayanlar var. Red Hat tabanlıları kullanmadım bilmiyorum, lakin Debian tabanlı bir sürü dağıtım gerçekten kullanıcı dostu.

Selamlar.


(Ali KOCA) #87

Merhaba;
Bir incelemelerin birkaç örneği:
http://dailylinuxuser.com/2014/08/the-5-easiest-to-use-modern-linux.html


Selamlar.


(Ali KOCA) #88

Merhaba Arkadaşlar;

https://itsfoss.com/goobuntu-glinux-google/
“No More Ubuntu! Debian is the New Choice For Google’s In-house Linux Distribution …”

(Moving from Ubuntu 14.04 LTS to Debian 10 Buster)

Yukarıda da ifade ettiğimiz üzere Dev Google bile bırakın yeni çekirdek yazmayı, dağıtım bile yapmıyordu. Bu geleneği devam ettiren google, 2017 yılı Ağustos ayında Debconf’17’de artık ubuntu dağıtımını da kullanmayacağını bundan sonra “Debian Buster” dağıtımını esas alacağını açıklamıştı.

Çekirdek yazamayan, lakin başkalarını çekirdek yazmıyor diye suçlayan arkadaşlarımızın dikkatli nazarlarına sunuyoruz.

Debian tabanına geçme kararının ne kadar isabetli olduğunun ayrıca bir isbatıda olmuş oluyor.

Selamlar.


(ismail) #89

Ali Koca; ubuntu ile debian arasında uçurum yok. neredeyse aynı işletim sistemleri.
Evet sıfırdan çekirdek yazılabilir. Menuet os 'u bir araştırın. 5 kişilik bir ekip tamamen asm dili yani ilkel makine dili kullanarak geliştirmişler. floppy disk boyutunda ve dünyanın en hızlı işletim sistemi olmaya aday. Bu iş yürek işi. geliştiriceleri gönüllü insanlar. Yani İstenirse başarı kaçınılmaz…


(Faruk GÖLLER) #90

Merhaba arkadaşlar. Aranızda yazılım mühendisleri, programcılar, kodlama bilenler (belki hepsi aynı anlama geliyordur, kusuruma bakmayın lütfen) vesaire bir sürü vasıflı ve bu işlerden anlayan insanlar var. Ben böyle bir insan olmadığım için Pardus hakkında eleştirilerim veya önerilerim bu çerçevede olmayacak.

Benim eleştirim veya fikrim açık kaynak kod camiası tarafından tepkiye yol açabilir ancak Pardus’u 2011 yılından beri yani en çalkantılı döneminden beri kullanan birisi olarak gördüğüm en büyük eksiklik Pardus projesinin şirket mantığıyla yönetilmemesidir. Hevesli bir grup insanın ve kamuda devlet büyüklerinin zorlamasıyla kullanılan işletim sistemini yıllar geçse de bu mantıkla yürütüldüğü sürece kabuğunu kıramaz.

Bugün siyasi partilerin veya liderlerin bile reklam firmalarıyla anlaşmalar yaptığını, insanlar tarafından benimsenmesi için belirli bir reklam politikası izlediklerini görüyoruz. Ancak teknoloji ürünü sunuyorsunuz ve bu bir uygulamadan öte işletim sistemi olmasına rağmen profesyonel bir reklam ve tanıtım hamlesi yapmıyorsunuz. Arkadaşınıza Pardus önerdiğinizde “İlk defa duyuyorum, o ne?” durumuyla çok karşılaşmışsınızdır. Elbette herkes her şeyi bilmek zorunda değildir ancak bir işletim sistemi olarak yola çıkmışsanız ve 2005 yılında kararlı sürüm yayınlamaya başladıysanız en azından isminizin geniş bir kitle tarafından şimdiye dek duyulmuş olması gerekir.

Bir diğer nokta ise profesyonel bir tanıtım politikası olmadığı gibi insanlara Pardus’u anlatırken milli piyade tüfeği pazarlar gibi bir tavır takınılmasıdır. " Yerli-milli-ulusal-bizim-Türk Malı "
Nesiller boyu “yerli malı haftasını” okullarda börek yiyip yanında yabancı markaların içecekleriyle velilerin gelip kadınlar matinesine çevirdiğini düşünürseniz yerli ve milli olmamız pek az kişinin umrunda olacaktır. Zaten umrunda olan birçok insanın hali hazırda Pardus kullanıcısı olduğunu düşünüyorum.

Ben yerli malı etiketimizin üzerine göz alıcı güzel bir boya çekilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu boya sayesinde geniş kitlelerin dikkatini çekebilmeliyiz. Merak etmeyin yerli teknoloji arayanlar zaten ya bu projeden haberdarlar ya da ürüne bakarken o boyayı biraz kazıyıp yerli malı etiketini görünce rahatlayacaklardır.

Umarım bu yazdıklarımla bir şeyler ifade edebilmişimdir. Saygılarımla.


(Ali KOCA) #91

Merhaba;
Menuet os’u araştırdım.

  1. Asm ile yazılmış olması konusu : Asm ile yazılmış olması bir üstünlük değil aksine mahzurdur. (Yıllarca yazılım işiyle uğraştığım için bilirim. Çok nadir durumlarda kullanırdık asm’yi, Çünkü donanıma bağlıdır, taşınamaz…) C dilinin niçin çıktığını araştırırsanız bunun cevabı olur. C olmasa idi unix, linux, windows vs işletim sistemleri olmazdı denir.

  2. Linux çekirdeğinin bile tanımadığı donanım olduğuna göre, firmaların bazıları hala linux için driver üretmediği de düşünülürse test ortamı olmanın ötesine geçmesi pek zor.

  3. Bu kadar gnu yazılımına rağmen (gerek bu forumda, gerekse diğer forumlarda çokca mevzu-u bahs edilen) son kullanıcıya hitab etme konusunda şikayet olabiyorsa Menuet gibi bir sistemin kurumsal ihtiyaçlara cevap vermesi mümkün değil.

  4. Elbette olsun. Özgür dünya. Onların kurumsal ihtiyaçları çözme iddiaları var mı bilemiyorum. Eğer onların böyle bir iddiaları yoksa biz niçin bunun reklamını yaparız? Sonra 20milyondan ziyade kod satırı ile devasa bir yapı varken, tekrar keşfetmek ne kadar mantıklı olur, ölçüp biçmek lazım.

Tabloyu koymaktan maksadım: c ve c++ dillerinin bu derece fazla kullanım oranının olması işletim sistemlerinin temelini oluşturuyor olması. Yoksa yazılım dillerini dövüştürmek :slight_smile: değil…

Selamlar.


(ismail) #92

merhaba. menuet os’ u sadece sıfırdan işletim sistemine örnek olması için dedim. linux’e ya da diğer işletim sistemlerine alternatif olur olmaz o konuda birşey demedim. Kaldı ki ben amd ve intel tabanlı 64 bit sürümlerini sorunsuz kullandım. donanım olarak da jenerik sürücüler kullanıyor anladım kadarıyla keza linux’da da aynı şekilde diye biliyorum; yanılıyor da olabilirim. Ayrıca, pek konuyla ilgisi yok ama bene menuet os çok güzel mobil işletim sistemi olabilir. çünkü donanım daha az değişken mobil teknolojide. uygun bir kullanıcı arayüzü ile uçardı)).
Sonuç itibariyle kimse linux’u ezmiyor. sonuçta yılların emeği ve tecrübesini içinde barındırıyor ancak bir kesimisin linux’u anlamsızca sahiplenip insanları o eski terminal mantığına muhtaçmış gibi empoze etmesi artık insanlarda tepkilere neden oluyor. tekrar diyorum eğer bu iş hobi olmaktan çıkıp gerçekten kendine yer edinmek istiyor ise son kullanıcı odaklı olmalı ve özel sektöre de hizmet edecek şekilde geliştirmeli. örnek olarak ben inşaat mühendisiyim ve ihtiyacım olan birçok yazılım sadece windows’da. benimle aynı kaderi paylaşan birçok meslek dalı var. malesef onlar linux’a küskünler. çünkü ihtiyaçlarını yeterince karşılayamıyor. ne var ki linux gerçekten çok yol aldı. önceden durum daha zordu. şimdi en azından multimedya ve gündelik işlemler için son kullanıcı işini rahat görebiliyor. bundan kastım red hat ya da cent os dağıtımları değil daha çok sıradan kullanıcılar için.


(l. kabak) #93

Yıllardır programlama, linux ve işletim sistemleri konularıyla ilgilenen, Pardus ile ilgili yapılan eleştirileri takip eden biri olarak takıldığım bazı noktalar oldu:
En birincisi ve akıldan en uzağı: “Niçin Linux çekirdeği kullanıyorsunuz?”
Bu eleştirinin temel sebebi Pardusun yerli bir linux dağıtımı olarak değil millî bir işletim sistemi olarak lanse edilmesi olabilir. Eğer «Biz yerli bir linux dağıtımı hazırlayacağız» denilse idi herhalde tepkiler daha farklı olurdu.
Eğer Linux çekirdeği kullanmayalım diyeceksek kendimiz yazacağız değil mi? Doğru. Elbette bizim malımız olsun. Peki bunun maliyeti nedir? Hiç düşündük mü?
Bazı şahısların ve küçük grupların yazdıkları işletim sistemi çekirdekleri mevcut. Hatta assembly ile yazılmış işletim sistemleri bile var. Bunlar Linux ile mukayese edilemeyebilir belki ama bugüne kadar Pardus’a ayrılan kaynakla ve iş gücüyle çok işler yapılabilirdi. Hatta Türkiye’de CSD diye bir işletim sistemi geliştiriliyor, belki de Pardus için sağlanan imkânlar bu sistem için kullanılsaydı şimdiye kadar tamamlanmış olabilirdi.
Bir düşünün dünya yazılım devi Google sunucularında Linux kullanıyor. Cep telefonu yazılımının (Android) çekirdeği Linux. Koskoca Google niçin yeni bir çekirdek yazdırmıyor da olanı kullanıyor.
Rusya neden ReactOS’a yönelik çalışıyor? O zaman onlar da bir Linux dağıtımına sizin ifadenizle «makyaj» yapıp dağıtabilir ve bunu millî işletim sistemi diye lanse edebilirdi…
İkincisi: “Niçin Debian tabanlı bir dağıtım yaptınız?” Aslında “Niçin Debian tabanlı?” suallerinin de temelinde niçin temel bir dağıtım yapmıyoruz fikridir.
Burada esas nokta, önce PİSİ, YALI, KAPTAN, ÇOMAR gibi araçların geliştirildiği bir dağıtım yapıldıktan sonra neden bunlardan vazgeçildi? Bunları geliştirmek için harcanan maddî kaynaklar ve iş gücü varken neden debian tabanlı makyajlı bir sisteme geçildi? İlk Pardus ekibinde çalışan insanlar neden küstürüldü?
Şu an itibariyle 43.000’in üzerinde tamamen özgür paket desteği ile gelmektedir. Bu ne demek oluyor? İnsanların kullanmak isteyecekleri programların çoğunu deposuna eklemiş oluyor.
O zaman şunu soralım: Linux açık kaynak kodlu bir işletim sistemidir. Ama paketlerle gelen yazılımlar genellikle paketleri hazırlayan kişiler tarafından kontrol edilmiş (veya edilmiş olduğu varsayılan) bayt kodu veya makine kodu bulunan yazılımları ihtiva edebilmektedir. Eğer biz .deb paketlerinin sayısı fazla diye bu sistemi kullanıp paket içerisindeki yazılımın kaynak kodunu kontrol etmeyeceksek bu durumda Pardus kullanmakla .deb paketini kullanan başka bir dağıtım kullanmak arasında ne fark olacak? Paketleri hazırlayanlar yerli ekip olmadığı sürece yabancıların hazırladıkları paketlerde Türk kullanıcılara yönelik zararlı kodlar bulunan yazılımlar da olabilir. İşletim sistemi dili, klavye, IP gibi bilgilerden Türk kullanıcılar tespit edilerek diğer kullanıcılarda çalışmayan zararlı kodlar çalıştırılabilir.


(Gökhan Gurbetoğlu) #96

Düşüncelerinize istinaden birkaç belirtmek istediğim nokta var. Bunlar benim şahsi kanaatlerimdir, lütfen resmi ağızdan gibi bir algı oluşturmasın, mutlaka hatalı ya da subjektif tarafları var çünkü. Hatta ciddiye alınmamasını bile tavsiye ederim.

Neden kullnılmasın ki? Linux çekirdeğinin geldiği seviye ortada, bu neden Pardus’ta kullanımı için bir engel teşkil etsin ki? Kullanılabilirlik ve genişletilebilirlik açısından Linux çekirdeğini kullanmak bu projeye büyük katkı sağlamakta ve ileride de sağlamaya devam edecek.
Bunun yanında Pardus tam anlamıyla bir işletim sistemidir. Buna artık bu saatten sonra “Linux dağıtımıdır” demenin sadece bu projeyi ve projeye emek verenleri küçümsemek için bahane aramakla uğraşmak olarak görüyorum. Gerçekten sizin de dediğiniz gibi “akıldan uzak” bir eleştiri.

Eğer Linux çekirdeği kullanmayalım diyeceksek kendimiz yazacağız değil mi? Doğru. Elbette bizim malımız olsun. Peki bunun maliyeti nedir? Hiç düşündük mü?

Cevabı sorunun içinde: bunların hiçbiri Linux ile kıyaslanamaz. Sebebi budur. Pardus için ayrılan kaynaklarla açık ve özgür yazılımların yaygınlaştırılmasına çalışılıyor. Eğer birileri büyük bir bütçe var ve bu bütçeyle yazılım geliştirme yapılıyor diye düşünüyorsa, hayır, Pardus’un geliştirme bütçesi o astronomik seviyelerde olmadı ama umarım ileride çok daha iyi olur.
CSD ile ilgili yaklaşık 10 yıldır bir haber duymadım. Maalesef geliştiricilerinin de o zamanki Pardus’a yaklaşımı da eleştirelin ötesinde ağır bir yaklaşımdı. Kendilerini de ülkemizdeki tek ciddi işletim sistemi projesi olarak görüyorlardı. Sanırım bunun rehavetiyle aşağı gördükleri projeler hakkında ileri geri konuşarak yaptıkları işin değil başkalarının sıkıntıları üzerinden bir şeyler göstermelerini hoş bir şey olarak görmedim.

Bir düşünün dünya yazılım devi Google sunucularında Linux kullanıyor. Cep telefonu yazılımının (Android) çekirdeği Linux. Koskoca Google niçin yeni bir çekirdek yazdırmıyor da olanı kullanıyor.

Google’la Rusya’yı mı karşılaştırıyoruz bilmiyorum, eğer öyleyse Google çok çok önde bunu biliyoruz. Çin’de de farklı eğilimler var, oranın ekosistemi dünya genelinden bambaşka bir boyutta. Farklı ülkelerde farklı yaklaşımlar var. Konuya hakim değilim ama Rusya’nın geçmişten gelen teknolojik üstünlüğü ve Çin’in üretim potansiyeli bu alanlarda daha rahat etmelerini sağlıyor olabilir.
Ama gene başa döneceğim, neden kullanmasınlar ki?

Şu an itibariyle 43.000’in üzerinde tamamen özgür paket desteği ile gelmektedir. Bu ne demek oluyor? İnsanların kullanmak isteyecekleri programların çoğunu deposuna eklemiş oluyor.

Özgür yazılımın ne demek olduğu hakkında yanlış bir kanı var. Debian projesinin amacı da özgür yazılımlar üretmektir. Kendi amaçları olarak bunu da okuyabilirsiniz. Yani kapalı kodlar içermez. Makine koduna, bayt koduna kod sokuşturulup insanlar aldatılmaya çalışılmaz. Bu sebeple yıllarca Firefox ve Thunderbird bile farklı isimlerle yayınlandı Debian altında.
Türkiye’ye, Türkçe’ye, Türklere yönelik saldırılar kısmı ise ileri derecede paranoyanın üzerimize yansıması. Bunlar içeri yerleştirilebilir dediğiniz gibi, neden olmasın. Tüm kod tabanının sadece dümdüz okunarak elden geçirilmesi birilerine iş olarak verilirse güzelce onları emekli edebiliriz. Bunun dışında bu risk her yerde mevcut, tamamen yerli kaynaklarla yapılmış projelerde dahi. Birkaç yıl öncesinde benzer olayların yaşandığını tüm ülkede gördük, kriptolu telefonlar vb. gibi içten yürütülmüş projelerin bize nasıl sıkıntılar yaşattığını biliyoruz. Kodların açık kaynak olması bizim burada güvencemiz, bu sayede bir sıkıntı oluşmadan birilerinin müdahale edeceğini umuyoruz.
Ha bir de, açık kaynak demek biri kod ekleyince direkt ekleniyor demek değil bunu bilmemiz lazım, bu da açık kaynak yazılımlar hakkında ciddi bir algı hatası. Kodun geçişi bir inceleme işleminden geçtikten sonra yapılmakta. Hatta bazı yerlerde Debian’a bu konuda “çok yavaş ilerliyor” diye haksız diyebileceğimiz bir eleştiri yapıldığını görebiliyoruz. Oysa Debian her zaman temkinli hareket etmeyi ve yıllarca sorunsuz kullanılabilecek sistemler ortaya çıkarmayı hedeflediği için bu söylevleri göz ardı ederek güzel bir şekilde devam etmekte. Güvenilir olduklarını düşünüyorum, umarım bu konuda hatalı çıkmam.

Bir dipnot, eski Pardus ekibi sorunuza bir şey yazmadım. Dediğim gibi amacım sadece kendimce bir şeyler söylemek, yoksa resmi ağızdan yanıtlar yazmak değil. Eski Pardus ekibiyle ilgili yeterince bilgim olmadığı için bunu es geçtim, yanlış bir algı olmaması için de bu dipnotu düşüyorum. Benim o ekipten tanıdıklarım var ama bu konular pek konuşulmadı. Belki konu hakkında daha bilgili biri bir şeyler yazar, ya da kim bilir belki o ekipten biri cevap verir…


(l. kabak) #97

CSD ile ilgili 10 yıldır haber duymuyor olabilirsiniz. Bunun sebebi belki de bu sistemi takip etmiyor oluşunuzdur. Kaan Aslan Bey’in bu sistemle ilgili zaman zaman açıklamaları oluyor. Geldikleri aşamadan söz ediyor. TÜBİTAK ile ilgili kendisine soru sorulduğu zaman şöyle bir açıklaması olmuş:
Bizim TÜBİTAK’la öyle bir organik bağımız yok. Gerçi ben şahsen TÜBİTAK’a çok eğitimler verdim senelerce TÜBİTAK’a eğitim verdim oradaki pek çok arkadaş beni şahsen tanır. Biz bir kaç kademede TÜBİTAK’a başvurmak istedik destek almak için fakat prosedürü çok uzun bulduk. Yani hep bir noktaya kadar getirdik ondan sonra nihayetlendirmedik, nihayetlendirseydik TÜBİTAK destekler miydi o konuda da soru işareti var. Ama tabii ki böyle bir destek olsa biz çok daha hızlı çalışırız. Mesela dernek olarak biz bu projede çalışan arkadaşlara ödeyebildiğimiz kadar ücret de ödedik tabii çok fazla ödeyemedik neticede o arkadaşların bazıları bu sebeple projeden ayrıldılar. Çünkü kendileri para kazanmaları gerekiyordu başka şirketlerde işe girdiler. Biz onlara daha iyi ücretler verseydik çok daha iyi bir yerde olabilirdik. Şimdi yani böyle bir desteğe her zaman ihtiyaç var. Ama tabii yani bu TÜBİTAK olmaz başka kurumlar da olabilir; ama derseniz ki böyle bir destek sizin işinize gelir mi işinizi kolaylaştır mı? Kesinlikle kolaylaştırır.

Burada eleştirilen nokta Linux’un yetersizliği değil, Pardus"un millî işletim sistemi olarak lanse edilmesidir. Şayet millî işletim sistemi yapmak isteniyorsa CSD çekirdeğinden devam edilebilir veya sıfırdan başka bir çekirdek yazmaya çalışılabilirdi. Bu yapılmayacaksa yapılan iş “yerli linux dağıtımı hazırlamak” şeklinde lanse edilerek bu tür eleştirilere maruz kalınmayabilirdi.

Diğer taraftan sizin açık kaynak kodla ilgili malumat eksikliğiniz olduğu anlaşılıyor. Linux’ta kullandığımız yazılımlar (flashplayer gibi bazı yazılımlar hariç) çoğunlukla açık kaynak kodludur. Fakat biz bu yazılımları eğer .deb gibi bir paket üzerinden kuruyorsak çoğunlukla yazılımın açık kaynak kodlu hâlini değil paketi hazırlayanlar tarafından derlenmiş hâlini sistemimize yüklemiş oluyoruz. Bu durumda eğer biz kendimiz bu yazılımların kodlarını görmeden piyasada nasılsa binlerce hazır .deb paketi mevcut, bunları kullansak bize yeter şeklinde bir yaklaşım içine girecek olursak o zaman pardus kullanmakla .deb paketi kullanan başka bir dağıtım kullanmanın ne farkı olacak? Size paranoya gibi gelebilir ancak bunun aksini düşündüğümüz zaman pardus için neden çalışılıyor? Madem dış kaynaklı .deb paketlerine güveniyorsunuz, o zaman .deb paketi kullanan ve Türkçe desteği tam olan herhangi bir linux dağıtımı TSK dahil kamu kurum ve kuruluşlarında güvenle kullanılabilirdi…

Ha bir de, açık kaynak demek biri kod ekleyince direkt ekleniyor demek değil bunu bilmemiz lazım, bu da açık kaynak yazılımlar hakkında ciddi bir algı hatası. Kodun geçişi bir inceleme işleminden geçtikten sonra yapılmakta. diyorsunuz, kod açık olduğu sürece incelenebilir, en son derleme ve paketleme işlemini yapan kişinin art niyeti varsa kodu derlemeden önce zararlı kodları oraya yerleştirebilir. Ian Murdock bazı kimselerin düşüncesine göre şaibeli bir şekilde öldü (öldürüldü). Eğer gizli servislerin Debian üzerine bir operasyonu söz konusu olursa bundan .deb kullanan diğer dağıtımlar gibi Pardus da etkilenebilir.

Eski Pardus ekibi ile ilgili yazdığım ifade benim şahsî kanaatime dayanmıyor. Pardus ile ilgili internette yazılmış çok sayıda eleştiriler mevcut. Bu eleştirileri yazanların bir kısmı da eski Pardus ekibinden kimseler. Söylediklerine göre kapalı kapılar ardında bazı kararlar alınıp bunlar geliştirme işleri ile meşgul olan ekibin fikirleri alınmadan tatbik edilmeye çalışılmış (daha ağır bir ifadeyle bu kararlar dayatılmış). Pardus’un kamu kurum ve kuruluşlarında kullanılacağı beklentisi olduğu hâlde Microsoft’un indirim yapması üzerine Windows lisansı satın alınmaya devam edildiği, hatta Pardus ekibine “bize Microsoft’un yaptığı bu indirimi sağladığınız için teşekkürler” tarzı bir ifade kullanıldığı gibi rahatsız edici birçok eleştiri mevcut.

Yazdıklarımdan Linux’a karşı biri olduğum neticesini çıkartmayınız. Lisanslı Windows 10 bulunduğu hâlde Linux kullanan birisiyim. Sadece “millî işletim sistemi” ifadesinden anladığım şeyler Ali Koca Bey’in anlattıkları ile uyuşmuyor. Hazır .deb paketlerini yeterli bulup kaynak kodları görmeden, kendimiz paketlemeden bu sistemin güvenilirliği konusunda şüphelerim var. Pardus’u millî işletim sistemi yapan hangi özelliğidir? Linux çekirdeği Türk mühendisler tarafından gözden geçirilip yeniden mi derleniyor? (Hani Google Linux çekirdeğini kullanıyor diye ifade ediliyor ya, Google bu çekirdek üzerinde çalışıp değişiklikler yapıyor. TÜBİTAK da bunu yapıyor mu?) Yoksa yapılan iş sadece Ali Koca Bey’in ifade ettiği gibi «makyaj»dan mı ibaret?

Gökhan Bey’in ve Ali Koca Bey’in yazdıkları dışında Pardus’a yönelik eleştiri olarak şunu da belirtmek istiyorum, Pardus sitesinin işleyiş şekli de rahatsız edici. Yazdığımız her yazı onaydan sonra yayınlanıyor. Yahut Pardus Wiki’ye üye olup giriş yaparak bilgi paylaşımında bulunamıyoruz. Acaba kaç Linux dağıtımının sitesinde böyle uygulamalar vardır?

Bir üyelik onay süreci mevcut, proxy vb. araçlarla üye olmayan bir kimsenin IP adresi bellidir (proxy kullananların üyeliği zaten onaylanmayabilir). Burada şahıslara hakaret veya T.C. kanunlarına aykırı bir şeyler yazacak olan üyeye hem forum içerisinde yaptırım uygulanabilir hem de hakkında dava açılabilir. Bir taraftan “Özgür Yazılım” sloganları kullanılırken bir taraftan katkıda bulunmak isteyen insanların “bürokrasi” ile karşılaşması çelişkili bir durum değil mi?

Şayet imkân bulabilseydim Pardus Wiki’ye programlama ile ilgili bilgiler yazabilirdim. Bunu yapadığım için gayriresmî bir Pardus forumunda paylaşımda bulunmaya başladım. Muhtemelen katkıda bulunmak isteyip de bulunamayan çok insan oluyordur. Eğer bu işlerde ivme kaydetmek isteniyorsa "bürokratik engel"leri kaldırınız veya azaltınız.

Ayrıca şunu belirteyim, sitede böyle bir bürokrasi uygulanmaya çalışılırken pardus.org.tr ana sayfası güvensiz bir durumda. Sayfa wordpress üzerinde kurulmuş ve /?author parametresi ile yönetici adının pardus olduğu görülüyor. Giriş sayfası /wp-admin (yani değiştirilmemiş) ve üst üste şifre denediğinizde ne bir resim doğrulama kodu ile karşılaşıyorsunuz de IP adresiniz bloke oluyor. Yarın bir gün hackerlığın h’sini bilmeyen bir lamer wordpress şifresini çözerek siteye terör örgütü propagandası bile yerleştirebilir. TÜBİTAK gibi bir kurumun projesinin sayfası nasıl böyle bir açıkla yayınlanabiliyor, bu da şaşırtıcı bir durum… (Bununla ilgili alınabilecek çok basit önlemler mevcut. Bu konuda eğer danışabileceğiniz kimse yoksa özel mesajdan bana ulaşılması hâlinde yardımcı olabilirim.)


(Gökhan Gurbetoğlu) #98

Yine yazdıklarımın tamamen benim fikrim olduğu ve taraflı olduğunu belirterek ve konunun polemiğe dönüşmemesini umarak ben de burada bahsi geçen maddelere değinmek istiyorum.

CSD ile ilgili takip etme seviyesinde de olsa belirli bir gelişme olduğunu gözlemlemek uzun zamandır mümkün olmadı. Keşke daha başarılı bir proje olsaydı ancak bazı projeler durgunluğa girerek belirsiz bir sona doğru istenmeyen bir şekilde ilerliyorlar. CSD de bu açıdan bu talihsizliğe gitmiş gibi bir anlam çıkıyor. Alıntıdaki kısımların ise Pardus ile doğrudan ilgisi yok, Pardus tarafı geliştirme kısmıyla ilgileniyor. Belki TÜBİTAK tarafından konuya hakim biri daha farklı bilgi veya fikirlerini belirtir.

Linux taban alınarak üretilmiş ve belirli bir misyonu ve vizyonu olan, bu alanda ilerleme sağlamayı kendine hedef belirlemiş ve bunun için kendi kaynaklarını kullanan sistemlerin işletim sistemi olarak adlandırılmasını çok doğal bir sonuç olarak görüyorum. Maalesef daha önceki gönderimde de belirttiğim gibi Pardus’a yöneltilen sözüm ona bir eleştiri de onun bir “Linux dağıtımı” olduğu yönünde, ancak ben bunu halen büyük oranda küçümseme amaçlı olduğunu düşünenlerdenim. Pardus ekibinde bu projeye inanarak emek harcayan, “mesai” kavramının ötesinde isteyerek ve severek işini yapan arkadaşlarımızın emeklerinin sırf popüler fikre uymak gibi bir düşünceyle bir kenara itilmesini kabul edilebilir bulmuyorum. Sizin de dediğiniz gibi Linux oldukça yeterli bir konumda ve mevcut haliyle bu şekilde ilerlenmesi bize çok büyük katkılar sağlayacak diye umutluyum. Belki günün birinde baştan sona sizin belirttiğiniz gibi bir sisteme de sahip oluruz, bunu zaman gösterecek. Ama o güne kadar en iyi çözüm, özveriyle çalışan ve emek harcayan insanların çalışmalarını daha ince bir düşünceyle anlayarak eleştirel yaklaşımda bulunmak olur.

Ve sonraki paragrafta malumat eksiğim olduğunu söyleyerek konunun dışına sapıyoruz. İddianız sizindir, iade ediyorum. Lütfen konu içinde kalalım, başlıkta belirtildiği ve genel olarak diğer kullanıcıların da paylaştığı gibi eleştirilerimizi ve fikirlerimizi belirtelim. Yine not olarak kenarda bulunması amacıyla orada bahsettiğim .deb paketleri değil, bunların her birinin kaynak koduydu.

Önceki gönderimde de belirttiğim, birilerinin sonradan müdahalesi, zararlı kodların çalıştırılması, vb. eylemlerin hayat bulma ihtimali mümkün. Bunun benzerlerini maalesef acı şekilde ülkemizde de yaşadık farklı projelerde, farklı kurumlarda… Debian’a güvenmekte bir yanlış yok, ama belirttiğiniz gibi temkinli olmamakta bir yanlış olacaktır.

Eski Pardus ekibinin yaşadıklarını, yapılan haksızlıkları, vs. konuşmak bana düşmez. Bunun mevcut projenin ileri gitmesiyle ilgili bir düşünce ortaya çıkarmak da popüler bilgiden öteye geçemiyor, sizin de başta belirttiğiniz gibi. Bu iddiaların sonu: “Eski Pardus ekibi süperdi, yeni ekip rezillik, hepsi bir yerden atanmış adamlar” gibi bir yere gidiyor. Bu şekle girince de biz de alınıyoruz. Pardus için en iyi ekip o ekip bile olsa eleştirinin bu boyuta taşınması buradaki emeği küçümsemekten başka bir şey değil. Yapılan bir iş var, bu iş hakkında eleştiriler yapılması daha sağlıklı olur. Bu proje birlikte yürüyerek büyüyecek, özel şirketlerle anlaşılarak satılan bir ürün değil, tamamen size, bana yönelik ve bizleri ikna etmesi gereken bir proje.

Sizin Linux karşıtı olduğunuzu düşünmedim, bu şekilde bir itham oluşmuşsa kusura bakmayın. Temkinli davranmak her şekilde en sağlıklısı olacaktır. Google ne yapıyorsa biz yapıyor muyuz bilmiyorum, ama biz de Google gibi bir şeyler yapıp ortaya ihtiyaca daha uygun şeyler çıkarmaya çalışıyoruz. Elbette görsel kısmı herkesin rahatça fark edebileceği şeyler olduğundan daha dikkat çekici oluyor ama arka planda da yapılan önemli işler var ve daha da iyiye giderek devam edeceğini umuyorum. Yani sadece makyaj değil ve o şekilde de olmamalı.

Konuda eleştirileri yazdığımız için sizin bahsini ettiğiniz konulara farklı bir bakış açısı getirmeye çalışmıştım. Lütfen bunları kişisel olarak algılamayın ve fikirlerinizi aktarmaya devam edin. Ancak şahsi olarak ithamlarınızı tekrar tenzih ederek size iade ederim, lütfen tekrar aynı yanılgıya düşmeyelim.

Kolay erişim için bu konudaki önceki gönderim:


Bu konunun dışında kalan şu meselelerin görünür olması için paylaşıyorum:

  • Forumda konuların onaydan geçmesi "spam"in önüne geçmek için kurulmuş bir önlem. Belirli bir katkıdan sonra zaten kullanıcıların gönderileri onay sürecine maruz kalmıyor. Burada şu an için bir değişiklik düşünülmüyor. Bu konuda değişiklik fikirlerinizi paylaşırsanız bizim için faydalı olabilir.
  • pardus.org.tr için gerekli güvenlik önlemleri şu aşamada yeterli seviyede. Burada şu an için bir değişiklik düşünülmüyor.
  • Pardus Wiki’ye şu an dışarıya kapalı. Hatta benim bile girişim yok. Bu konu hakkında yetkili arkadaşlar eğer gerekli olduğunu düşünürlerse fikrini belirtecektir.

(Ali KOCA) #99

Merhaba;
Gökhan bey ilgilenmiş, benim kanaatimce güzel cevaplar vermiş. Yetinmediğim veya eksik bulduğum için değil, yazıyı başta ben açmış olduğum için, doğru anlaşılmak adına birkaç ekleme yapma ihtiyacı hissettim. Kendisine de ayrıyeten teşekkür ediyorum.

Bu konuda haklısınız. Kavram tam oturmamış. “Milli İşletim Sistemi” tabiri çok isabetli durmuyor gibi… Belki “mahalli, millileştirilmiş (türkçe çeviri)” gibi tabirler kullanılsa iyi durur gibiydi. Çünkü biz bir çekirdek yazmadık, o çekirdeğin üzerine binlerce yazılım geliştirmedik, hatta sıfırdan bir dağıtım bile oluşturmadık. Bir ana dağıtımı esas alarak yeni bir dağıtım geliştirdik. Ayrıca gnu yazılımları da geliştiriyoruz. Ama bu kınanacak bir hall değil. Belki bizim vaziyetimiz için en isabetli yol olduğu kanaatini taşımaktayız.
Bir de hep söylüyoruz açık kaynak bir yazılım milli olmaz, milliyeti olmaz. Belirli bir topluluğun malı sayılmaz. Bütün insanlığın malıdır. O topluluk dahi insanlık için üretir, kendileri için değil.

Ama bütün bunlarla beraber Pardus dağıtımı bizim milli imkanlarımız ile oluşturuluyor, bu doğru.
Elbette kendileri daha iyi bilir lakin “Milli Dağıtım” gibi bir tabir belki daha uygun olabilirdi.


(Yunusemre Şentürk) #100

@itimil, @Ali.KOCA, Pardus un tanımı zaten öyle hiçbir resmi yerde yazmayan bir konu üzerine kendiniz tartışıyorsunuz, wiki yi update edemiyorum diyen arkadaş acaba wiki yi okumuş mu …

Pardus’ un tanımı:

Pardus, bilişim okur-yazarlığına sahip bilgisayar kullanıcılarının temel masaüstü ihtiyaçlarını hedefleyerek; mevcut Linux dağıtımlarının üstün taraflarını kavram, mimari ya da kod olarak kullanan; otonom sisteme evrilebilecek bir yapılandırma çerçevesi ve araçları ile kurulum, yapılandırma ve kullanım kolaylığı sağlamak üzere geliştirilen bir GNU/Linux dağıtımıdır.

http://www.pardus.org.tr/wiki/doku.php?id=politikalar


(Ali KOCA) #101

Merhaba;
Yunus emre hocam sen daha bu projede yer almazken bizzat tübitak yetkilileri “Milli İşletim Sistemi” sloganıyla gelirlerdi. Tam emin değilim lakin resmi kaynaklarda da o zamanlar mevcuttu.

Şimdi düzeltilmiş olabilir. Wiki’yi de okudum, hatta bazı yazılarımda da paylaştım.

Şimdi ona kalırsa “Kurumsal” tabiri de kayboldu, nasıl olduysa. Geçen tartışıldı, Tübitaktan ses çıkmadı.

Ama isolarda hala kurumsal tabiri durmaktadır. O sebepten wiki de değişiklik yapmak sorunları hemen çözmüyor. Oluşturulmuş algılar bir anda değişmiyor.

Selamlar.


(Yunusemre Şentürk) #102

Yanlışları düzeltiyoruz işte bu işe kafa göz girdik :slight_smile: , ben tam 3 sene önce 2 şubat da başladım projeye, ilk yaptığım düzeltmelerden biri oldu “şuna milli işletim sistemi demeyin !”. Açık kaynak dünyası öyle bir dünya ki artık azıcık bilgisi olan sallıyor illaki tutar diye; sözüm size değil burda upuzun yazı yazan insanlar var, dertleri belliki içindeki sıkıntıları birilerinin duyması. Bu yanlış bir şey değil, ayrıca güzel bir geribildirim bence. Ancak,
bir hakem olmadığı için herkes hakem burada. :joy: Bazen telefondan açıp sırf bu konuya gelen garip yazıları okuyorum gülmek için, iyi ki açmışsınız teşekkürler.


(◊◊◊◊) #103

12 yıllık açık kaynak maceramda öğrendiğim ilk şey Linux’un bir işletim sistemi olduğu, Debian, Ubuntu …vs. gibi oluşumların dağıtım(distro) olduğuydu. Linux zaten bir işletim sistemi iken Linux’u alt tabanda kullanılıp kullanıcılara arayüz hazırlayarak bir sistem sunmanın nasıl bir işletim sistemi yaratmak olduğunu anlamakta zorlanıyorum.Burada bir kavram karmaşıklığı söz konusudur. Öncelikle şu kavram karmaşasına bir son vermek için şu tanımı yapmak istiyorum; Pardus milli bir işletim sistemi değildir. Pardus milli bir linux dağıtımıdır. . Peki ülkemizde milli bir işletim sistemi yok mu? Yada milli bir işletim sistemi geliştirilmiyor mu ? gibi sorulara hemen cevap vereyim. Bildiğiniz gibi ASELSAN ülkemizin savunma sanayinde dışa bağımlı olmasını ortadan kaldırmış göz bebeğimiz kurumlarımızdan birisidir. Gerek teknoloji, zamanın çok ilerisinde dünya standartlarının çok üzerinde ürünler üreterek ülke ekonomimize ve güvenliğimize katkıda bulunmaktadır. İlk olarak milli helikopter ATAK Projesin’de adını duyduğumuz milli gerçek zamanlı işletim sistemi (RTOS) ASELSAN mühendisleri tarafından geliştirilmiştir. Ülkemizde ilk olarak işletim sistemi statüsünde geliştirilen proje ASELSAN tarafından ATAK helikopteri için geliştirilen milli gerçek zamanlı işletim sistemidir. Peki Windows ve macOS gibi milli bir işletim sistemi geliştirilmiyor mu? Bazı özel kuruluşlar bu projeler üzerinde halen çalışmalarına devam etmektedir. İşletim sistemi bir kaç yılda yazılmayacak kadar büyük projelerdir. Bu projelerin gerek maddi gerek sistemsel yönetimi ve planlanması oldukça zor olduğu için bu tarz projeler çok yavaş hızda ilerlemektedir. Buna en güzel örnek olarak Linux gösterilebilir. Linux tam 26 yıldır geliştirilmektedir. Linux’un bu seviyeye gelmesi tam 26 yılı almışken milli işletim sisteminin kısa sürede çıkması beklenemez. Bu konuya açklık getirdikten sonra neden Pardus dağıtımının karalandığını açıklamaya çalışayım.

Neden Pardus Karalanıyor?
Bilindiği gibi Pardus 2003 yılında geliştirilmesine başlanmış, kendi paketleme sistemini kullanan bir Linux dağıtımı olarak Linux dünyasına adım attı. Linux dünyasında o sıralar Debian, Ubuntu, RedHat, CentOS gibi dağıtımlar milyonlarca kişi tarafından kullanılıyordu. Ülkemizdeki gerek yazılım geliştirileri gerekse sistem yöneticileri bu dağıtımların yapılarına ve paket sistemlerine aşina olduğu ve bu dağıtımların neredeyse tüm açık kaynak projeleri paket olarak depolarında bulundurmasından dolayı bu dağıtımlar Pardus’un her zaman bir adım önünde idi. Pardus’un hem yavaş ilerlemesi, hem de deposundaki paket sayısının az olması Pardus’un tercih edilmemesinin nedenleri arasındaydı. Bunu fark eden yetkili kişiler bu duruma bir dur demek için, Pardus’un Debian’ı baz alarak geliştirilen bir Linux dağıtımı olması kararını aldı. Dünya üzerinden neredeyse çoğu yazılım geliştiricisi, açık kaynak kullanan büyük firmalar, devlet kurumları, ezici bir çoğunluk ile Debian kullanmaktadır. Debian’ın tercih edilme sebeplerinden biri de budur. Gerek deposundaki paket sayısının çok fazla olması, gerek herhangi bir sorun karşısında internet üzerinden erişilen bilgilerin doğruluğu ve fazla olması Pardus’un Debian’ı baz alarak geliştirilmesinin ne kadar doğru bir karar olduğunu göstermektedir. Pardus’un tabanının değiştirilmesine ilk tepki o zaman görevde olan geliştirilerden ve çözüm ortaklarından gelmiştir. Bu karar tepki olarak geliştiriciler kendi istekleri ve arzuları ile işlerinden istifa etmiştir. 2003-2011 yılları arasında gerek maliyetin gerek beklentilerin planlara uymamasından dolayı projenin şimdilik sadece kamu kurumları için sürdürülmesi kararı alındı. Bireysel ve ev kullanıcıları için ise projenin isim hakkı kullanımı benimde geliştirici olarak içinde bulunduğum Pardus Topluluğu’na verildi. Tabi proje devam ederken her taraftan tehtidlere ve hakaretlere mağruz kalıyorduk. Dünya üzerinde herhalde açık kaynak bir projeye katkı verdiğimiz için ilk defa bizler bu olaya mağruz kalıyorduk. :smile: Daha sonra özellikle ülkemizdeki yasadışı örgütlerin açığa çıkması ve önemli kamu kuruluşlarındaki elektronik ve haberleşme sistemlerinin bu örgütlerin kontrolü altında oldukları ortaya çıkınca bütün bu engellemelerin neden olduğunu herkes ile birlikte anlamaya başladık. Özellikle TSK, TÜBİTAK, TİB(Kapatıldı),ÖSYM, EGM …vb. gibi önemli kuruluşlarımızda bu örgütlerin casus yazılımlarının bulunması, Pardus projesinin ne kadar önemli olduğunu tüm milletimize göstermiş oldu. Özellikle günümüzde herşeyin elektronik ortamda yapılması, bu işlemlerin güvenliğini akla getirmektedir. Bu konuda 2012 yılından bu yana tamamen kontrol altında geliştirilen Pardus projesi güvenlik konusunda ülkemize karşı olan iç ve dış mihrakların sesini kesmektedir. Bir diğer konu maliyet meselesidir. Bilindiği gibi eskiden bir kurum bilgisayar almak istediğinde ortalama bir bilgisayar için sadece işletim sistemi için 90-200$ lık bir lisans bedeli ödemek zorunda idi. Örnek vermek gerekirse yeni bir devlet hastanesi için ortalama 300 bilgisayar alındığını farz edecek olursak sadece işletim sistemine ödemek zorunda olduğumuz ücret yılllık 27.00$ gibi büyük bir rakam ortaya çıkmaktadır. Tabi bunların sunucu işletim sistemleri, anti virüs programları, ofis programları da hesaba katılırsa ödenecek yıllık lisans ücreti 100.000-500.000$'lık gibi devasa bir maliyet çıkarmaktadır. Peki bu ücret kime gidiyor? Windows ve macOs işletim sistemleri bilindiği gibi Amerika Birleşik Devletleri firmaları tarafından kullanıma sunulmaktadır. Hali ile bu ücret de dış ülkelere gitmektedir. Peki bu maliyetin ülkede kalması bize ne gibi avantajlar sağlar. Bahsi edilen ücretler ile binlerce öğrenciye burs verilebilir, hastaneler yapılabilir, bilişim laboratuvarları kurulup gençlerimizin teknolojiyi takip etmesi değil, teknolojiyi üretmesi sağlanabilir. Pardus’un karalanma sebeplerinden biri de bu maliyetin global çapta değerlendirilip bu paranın gerekli firmaların kazanmasını sağlamaktadır. Maddeler halinde Pardus’un karalanma sebeplerini saymak gerekirse

  1. Yıllık lisans ücretlerinin yüksek rakamlar olması ve bu maliyetin ilgili firmalar tarafından elde edilme çabası.

  2. Dış ve iç mihrakların bilişim alanında ülkemizi mahkum ettirmeye ve kontrol etmeye çalışmaları.

  3. Tübitak ve Türkiye Cumhuriyeti ile kişisel sorunları olanların projeyi kötüleme ve ülkemizi bu yoldan döndürme çabaları.

  4. Teknoloji ve yabancı aşığı kişilerin yeni bir sisteme öğrenmek istememeleri.

  5. Yerli malı sistemlere olan güvenin olmaması.

  6. Yerli olarak geliştirilen sivil ve askeri sistemlerin endüstriyel casusluk ile elde edilmesi.

maddeleri sayılabilir. Kısaca Pardus’un karalanmasının asıl nedeni ülkemizin bağımsız olmasını engellemek ve gelişmesini engellemektir. Hepinize özgür günler dilerim. :slight_smile:


(Kemal Oktay Aktoğan) #104

Selamün Aleyküm
Öncelikle şunu söyleyeyim, 98 tane mesaj var ve bunların bir çoğu manas destanı gibi =D gerçekten vaktim olmadığı için okuyamayacağım.

AMA şunu net bir şekilde söylemeliyim ki, piyasa bizden bir arayüz beklemiyor. Bizden bir çekirdek de beklemiyor.
Bizden, işini yaparken kullanacağı yazılımlar istiyor.
Şuan için en elzem olan bu…
Mesela özgür yazılım olarak tam manasıyla SolidWorks yazılımının dengi bir yazılım yok.
Bir Photoshop yazılımının tüm özelliklerini hattâ daha fazlasını içinde barındıran bir özgür yazılım da yok.
Evet, muâdilleri var fakat yetersiz. Piyasada iş yapan kime sorsam “Şu yazılım var mı?” diyor. “Yok ama şu muâdili var” diyorum. İyi niyetli olanlar yazılımı inceliyor, deniyor, kurcalıyor, öğrenmeye çalışıyor lâkin tüm samimiyetimle söylüyorum, piyasada iş yapmak için yetersiz kalıyor.
Bunların geliştirilmesi gerekiyor.

Bir de hâlâ Türkiye’de özgür yazılımlar için kurulmuş bir vakıf yok. Vakıf diyorum çünkü başarıya ulaşmış neredeyse tüm özgür yazılımlar, vakıflar tarafından kâr amacı gütmeden ama maddî imkân açısından bir şirketvâri güce sahip olduklarından, tam zamanlı olarak yazılımcı çalıştırdıklarından, sıkıntısız bir şekilde gelişmlerine devam ediyor.

Linux Vakfı
Özgür Yazılım Vakfı
Blender Vakfı

Bunlar şuan aklıma gelen vakıflar.

Burada özellikle Blender adlı yazılıma dikkat çekmek istiyorum.
Çünkü şu dönemde televizyon kanallarında gösterimde olan 2 tane yerli dizide (benim bildiğim bu kadar belki daha fazladır), animasyonlar (ki bazı görüntülerin animasyon olduğunu işinin ehli olanlar anlıyor, o derece yani) montaj vb. video işlemleri bu yazılım ile yapılıyor. Yani bu yazılım gerçekten iş görüyor. Hele ki son zamanlar da eevee adlı bir çizim motoru geliştirdiler, şâhâne.
Bu yazılım sadece video işleme yapmıyor. Hattâ asıl işi modellemedir. Ama gelişmiş bir modül sistemi sayesinde 3 boyutlu yazıcılar için modelleme, mimari modelleme, oyun yapımı gibi gibi gibi birçok özelliği içinde barındırıyor. Bu yazdığım özellikleri de basit birkaç özellikçik gibi algılamayın. Harbi harbi özellikler barındırıyor.

Uzun lafın kısası;

Bu iş, gerçekten kâr amacı gütmeden yapılması lâzım.
Bu iş, vakıflar gibi maddi altyapıya müsait kuruluşlar tarafından yapılması lâzım.
Bu iş, memleketin âlî menfaatleri düşünülerek yapılması lâzım.
Bu iş, dertli adamlarla yapılması lâzım. En azından yönetim kadrosu…

Selametle…


(Emre Kaleciklioğlu) #106

Öncelikle merhaba. PARDUS’la ilk tanışmam Pardus 2007 sürümüyle olmuştu bundan yıllar yıllar önce. Büyük bir heyecanla uzun süre kullanmıştım. Daha sonra işim dolayısıyla o yıllarda Linux dağıtımlarının birçoğunun bile yetersiz kaldığı durumlarla karşılaştığım için Linux’tan bir süre uzak kaldım.

Daha sonra kendi şirketimde değil ama kişisel bilgisayarımda uzun süre Ubuntu kullandım. Linux dağıtımları artık birçok alanda yeterliliğe sahip. Sadece biraz önyargı var diye düşünüyorum. Şuanda Pardus 17.3 kullanıyorum ve çok memnunum. Linux dağıtımlarının genel geçer sorunları tabii ki Pardus’ta da olacaktır ve var.

Ben "kamu"ya yönelik şeklindeki bakış açısı değiştirilirse bu projenin daha başarılı olabileceğine inanıyorum. Kamu kelime anlamıyla zaten “halk” demek. Burada “kamu kullanımı için” gibi ifadelerde söylenmek istenen “devlet daireleri ve kurumları hedef kitle alınacak” ise “kamuya yönelik” ifadeleri durumu karşılamıyor. Zaten projenin böyle bir kalıba oturtulmasına pek anlam veremedim. Ben Pardus 17.3’ü sıradan bir vatandaş olarak kullanabiliyor ve memnunken hedef kitle genişletilmeli diye düşünüyorum.

Mesela kendi şirketimde serverlarım var. Hepsi yıllardır lisanslı windows ürünleriyle büyük bir maliyet oluşturuyor. Çalışanlarımın masalarında bilgisayar yok, client’larla çalışıyorlar. Ben bütün sistemimi Pardus gibi kendi imkanlarımızla geliştirilen bir projeye geçirmeyi çok isterim ama bir E-Devlet mükellefi olarak en basitinden muhasebe programlarının tekeli ve kısıtlı seçenekleri sebebiyle Windows’a mahkum kalıyorum. Orta ve büyük ölçekli firmalar bu durumdan yararlanabilmeli. Mesela Pardus üzerinde alternatifler oluşturulduğu zaman bu proje çok geniş kitlelerce rahatlıkla kabul edilebilir bir hale gelir bence.

İşte bu noktada sektörel ihtiyaçlar (benim verdiğim örnekte muhasebe programları gibi) belli başlı konuların değerlendirilip projelendirilmesi çok uygun olur. Bu şekilde bir girişim belki vardır bilmiyorum ama artık neden debian tabanı neden KDE veya XFCE gibi konular artık geride bırakılmalı.

Linux bir tohum. Bu tohumdan başkaları mahsül yetiştiriyor ve yararlanıyor. Biz de bu tohumun nereden geldiği, neden o tohum değil de bu tohum seçildiği kavgasını bir kenara bırakıp, mahsül almaya ve bu mahsülü nasıl daha yararlı hale getirip bundan fayda elde edeceğimize bakmalıyız diye düşünüyorum.