Geçenlerde başıma gelen bir olay bu yazıyı yazmama vesile oldu. Bir .doc dosyasını “LibreOffice” ile açmaya çalıştığımda ciddi bir uyumluluk sorunuyla karşılaştım ve ne yaptıysam açmayı başaramadım dosyayı ancak “OnlyOffice” ile açabildim. Düzenleme yaparken çeşitli sorunlarla boğuşmak zorunda kaldım.
Özellikle resmi kurumların hala Microsoft tabanlı formatları (doc/docx) bir standart gibi dayatması, hem dijital bağımsızlığımız hem de açık kaynak ekosistemine geçiş önünde büyük bir engel teşkil ediyor.
Biliyorsunuz ki açık kaynak dünyasının standardı olan ODF (Open Document Format), herhangi bir lisans ücreti gerektirmeyen, şeffaf ve gelecekte de okunabilirliği garanti edilen bir format. ODF varken neden hala kapalı kapılar ardında geliştirilen formatlara mahkum kalalım?
Daha da ilginç olanı, kurumsal düzeyde Pardus’a geçiş yapan kurumlarımızın bile hala bu alışkanlıktan kopmamış olması. Örneğin Diyanet İşleri Başkanlığı, Pardus kullanımında öncü kurumlardan biri olmasına rağmen, her hafta yayınlanan hutbeleri hala .doc formatında paylaşmaya devam ediyor. Kendi yerli işletim sistemimizi kullanırken, o sistemin doğal formatı olan .odt yerine neden hala kapalı kaynak bir formatı standart olarak kabul ediyoruz?
Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Hadi biraz hasbihal edelim.
Özgür yazılım meselesine çok fazla önem verilmediğinden dolayı oluyor. “Çalışan şeyi niye bozayım?” anlayışı daha bitmiş değil. 7-Zip gibi bir program duruyorken hala WinRAR kullananlar var 2026 yılında. PDF için illa Adobe Reader olacak diyenler de. Teknofest ile ilgili bir konuda paylaştığımı aynen alıntılıyorum:
Kurumsal olarak en büyük göçü diyanet yaptı. Bu yadsinamaz. Diğer kurumlara da örnek oldu. Bir ara kendilerine özgü Ubuntu tabanlı distro yaptilar ama ondan da çabuk döndüler. Meb şuan pardusa ciddi destek veriyor. Özellikle akilli tahta boyutunda ciddi emek veriliyor. Ama kurumsal olarak meb active directory dahil Microsoftla iç içe. Üniversiteler bu işe ön ayak olmalı. Tez ve yazışma formalarını değiştirmeli. Özellikle trdizin indeksli dergilere odf uzantılı makale kabul etmeli. Gerçi uluslar arasi dergiler de word formatında istiyor. Aşama aşama gidilmeli.
Cimer’e yazılsa da topyekün bir geçiş için büyük bir planlama gerekiyor. Mesela dün Rusya’daki durum için YZ’ye sordum. Evet tam anlamıyla tüm devlet açık kaynak yazılıma geçmiş. Hatta kendi ofis programlarını kullanıyorlar LibreOffice değil. Ancak hala ciddi sorunlar yaşıyorlarmış. Bana şu bilgileri döndürdü:
Rusya’nın özgür yazılım ve yerli teknolojiye geçiş süreci, özellikle 2022 sonrası uygulanan yaptırımlar ve batılı devlerin (Microsoft, SAP, Oracle vb.) ülkeden çekilmesiyle devasa bir zorunluluk haline geldi. 2026 yılı itibarıyla durumu şu ana başlıklarla özetleyebiliriz:
1. Devlet Dairelerinde Durum: “Tam Geçiş” mi, “Zorunlu Adaptasyon” mu?
Rusya’da devlet kurumlarının özgür yazılıma (veya yerli türevlerine) geçişi bir tercih değil, ulusal güvenlik meselesi olarak görülüyor.
İşletim Sistemleri: Devlet dairelerinde Windows’un yerini hızla Astra Linux, ALT Linux ve ROSA Linux gibi Debian veya RPM tabanlı yerli dağıtımlar alıyor. Bu sistemlerin en büyük özelliği, çekirdek seviyesinde Rusya Federal Teknik ve İhracat Kontrol Servisi (FSTEC) tarafından onaylanmış güvenlik katmanlarına sahip olmalarıdır.
Ofis Yazılımları: Microsoft Office yerine büyük oranda MyOffice (MoyOfis) veya OnlyOffice gibi yerli/açık kaynak tabanlı çözümler kullanılıyor.
Kamu Hizmetleri: “Gosuslugi” (Devlet Hizmetleri Portalı) tamamen özelleşmiş ve yerli altyapıyla çalışan bir ekosistem haline getirildi. Devlet kurumlarının 2025 sonuna kadar kritik altyapılarda yabancı yazılım kullanımını tamamen bırakması yönünde bir başkanlık kararnamesi bulunsa da, pratikte bu süreç hala devam ediyor.
2. Kendi Yazılımlarını Üretebilme Kapasitesi
Rusya, açık kaynak kodlu (Open Source) projeleri alıp “yerlileştirme” konusunda oldukça deneyimli.
Veritabanı ve Altyapı: PostgreSQL tabanlı Postgres Pro, Rusya’daki büyük bankalar (Sberbank gibi) ve devlet kurumları için standart haline geldi. Batılı tescilli veritabanlarından bu açık kaynak tabanlı yerli çözüme devasa bir göç yaşandı.
Yazılım Kayıt Defteri (Registry): Rusya hükümeti, “Yerli Yazılım Kayıt Defteri” tutuyor. Bir kurumun yazılım satın alabilmesi için o yazılımın bu listede olması şart. 2026 itibarıyla bu listedeki yazılım sayısı on binleri aşmış durumda.
Bağımsızlık Çabası: GitHub gibi platformlara erişim riskine karşı, Rusya kendi ulusal kod depolama platformunu (Rusya’nın GitHub muadili) hayata geçirdi.
Özetle:
Rusya, devlet sisteminde hibrit bir modelde: Çekirdeği özgür yazılım olan (Linux, PostgreSQL) ancak üzerine devletin kendi güvenlik katmanlarını eklediği bir ekosisteme geçti. Tam geçiş, standart ofis işlerinde %80-90 oranına ulaşmış olsa da, çok yüksek teknoloji gerektiren özel alanlarda (mühendislik, yapay zeka donanımı vb.) hala ciddi bir adaptasyon süreci yaşanıyor.
Ülkenin temel stratejisi, “açık kaynağı al, yerli güvenlikle harmanla ve dış dünyadan bağımsız bir şekilde paketle” üzerine kurulu.
Rusya’nın bu süreçteki en büyük avantajı, zaten çok güçlü olan matematik ve yazılım mühendisliği ekolüdür. Ancak bu avantaj, küresel teknoloji ekosisteminden izole olmanın getirdiği donanım ve güncellik sorunlarıyla dengelenmeye çalışılıyor.
Kararlı olursak özgür yazılıma elbette geçebiliriz. En azından ofisi kurtarabiliriz. Ama birçok sorun karşımıza çıkmaya devam eder. Yine de devlet sistemini kurtarsak yetiyor.
Böyle şeylerin değişmesi kolay değil sanırım . Sonuçta kurumlar birbirine bağlı . Bir yazı yolladığında hep bir birine entegre sistem olması gerekki birbirine yolladığı dosyaları açabilsin . Sanırım kolay değil entegrasyon . Sonuçta Yurtdışı yurt içi artık düşünün veri trafiğini . Globallik bir yerde zorunlu olabilir mi sanki ?
Doc hali hazırda microsofta yetmemiş olacakki docx diye kendi standartlarını geliştirdiler. Fakat sizi anlıyorum başkasına ait bir word dosyasını düzenlemek zordur. Microsoft büyük ihtimalle doc yapısını tam açmamış olacak ki diğer programlar tahmin ile doc dosyalarını açmaya çalışıyor.
Siz libreoffice de açamamışsınız. Kendi hazırladığım bir excel dosyası excelin farklı sürümlerinde açıldığı zaman bile formatında kaymalar oluyor.
Odt formatına da geçilir ama halen devlet kurumlarında windows kullanılmakta. Bu dosyaları kayıt edenler de dosya farklı kaydet diyerek varsayılan şekilde kayıt ediyor. Herkes eğer linux kullanırsa varsayılan dosya formatı ile o zaman tekrar kayıt eder.
Sıkıştırma formatlarından bahsetmiş bir arkadaş orada da benzer bir durum var. Eskiden herkes winzip kullanrdı varsayılan sıkıştırma formatı ise .zip di. Sonra .rar şeklinde dosyalar çıkınca winrar yükledik. Program deneme sürümü olmasına rağmen 40 gün sonra kullanılamaz hale gelmiyordu. Bir uyarı ekranı çıkıyor ve X tuşu ile kapatınca kullanmaya devam ediyordun. Çünkü benim gibi kullanıcılar kullanım kolaylığına bakar ve en iyi yol bildiğin yoldur. Diyerek yoluna devam eder.
İnsanların şuan bildiği yol dosya farklı kaydet (dosyanın adını yaz) veya sağ tık (yeni dosya ) çoğunluk dosya uzantısının bile farkında değil. Alışkanlıkları kırmak zordur.
Zorunlu tam geçiş olmalı isteğe kalırsa bu hiç bir zaman tamamlanmaz.Yıllarca okullarda PARDUS YÜKLÜ GELEN AKILLI TAHTALAR VŞNDOVS A ÇEVRİLDİ GEREKÇE ellerindeki alışmış oldukları bir kaç şablon ve alışkanlık idi bakanlık üzerine gidince topyekün geçiş oldu şimdi sıra bürolarda,
Zorunlu tam geçiş olmasın demiyorum; geçiş süreci zorludur, çünkü şundan diyorum. Değilse topyekün geçiş, iyi bir planlama ve hazırlık yapıldıysa kesinlikle olumlu sonuç verecektir.
Yüklü gelen tahtaları windows’a geçirmelerinin nedeni ise, hala çözülemeyen sorunlarla baş edememeleri ve derslerin bu yüzden aksamasıdır. Hiçbir hazırlık yapılmadı demiyorum ama ciddi sorunlar var. Program uyumsuzlukları var. Ve sanki hiçbirşey yapılmıyormuş gibi bir intiba var. → bazı program üreticileri pardus versiyonu yapmak için kıllarını kıpırdatmazsa, öğretmenler de windows’a geçer tabii ki. Donanım arızaları, her tahtada aynı sonucu vermeyen isolar da işin içine girdiğinde ben öğretmen olsam bunca iş yükümün altında tabii ki sabretmekte zorlanırım.
İşletim sistemi ile işletim sistemi üzerinde çalışan yazılımlar ayrı değerlendirilmeli. Pardus ya da bir linux dağıtımı özellikle biz son kullanıcılar için Windows işletim sistemini terketmek için yeterli. Ancak işletim sistemi üzerinde çalışan yazılımlar için maalesef henüz yeterli değil.
Microsoft Office yazılımı, ücretli satılan ve bu ücretin getirdiği odaklanmış personel sayısı ve imkanı ile sürekli yeni özellikler ekleyerek büyüyen bir yazılım. Karşısında ücretsiz olarak açık kaynak kod ile büyümeye çalışan, sınırlı imkanlarla gelişmeleri geriden takip eden yazılımlar mevcut.
Geçişi destekleyecek linux ekosistemine yazılım üretilmeli ya da üretilen yazılımların geliştirilmesi gerekli. Linux ekosistemi bu noktada geride kalıyor.
Maalesef açık kaynak doküman yazılımları (.odt) birçok özellik noktasında geride. (Şahsi fikrimdir: açık kaynak ofis yazılımları ücretli hizmete geçmeli ve bu ücretin sağlayacağı daha fazla personel ve imkan ile daha gelişmiş yazılımlar üretmeli ki Microsoft Ofis ile yarışabilsin).
Özetle, kullanıcıların ezici çoğunluğu .doc formatı ile çalışıyorken, .odt formatında dosya paylaşmazsınız. Pazar henüz .odt formatı için maalesef yeterli çoğunluğa erişmiş değil. Kaldı ki, siz teknolojinin detaylarını bilirken, kullanıcıların çoğu dokümanın uzantısının .doc mu .odt mi olduğundan habersiz ve ilgisiz.
Güncel MS Office sürümlerinin hepsi ODF standardını destekliyor. Garanti olsun diyorsanız LibreOffice ODF kayıt ayarlarını 1.2 yapıp sanki .doc gönderiyormuş gibi istediğiniz kişilere gönderebilirsiniz. Farkı anlayacak kimse çıkmayacaktır.
Mesele bizim dosyayı nasıl kaydettiğimizden ziyade, kurumlarımızın veriyi servis etme standardı. Devletin resmi belgeleri tek bir şirketin formatına bağlı kalmadan, evrensel ve açık bir format olan ODF ile de sunulabilmeli. Kurumlar tamamen açık kaynaklı yazılımlara geçiş yapmasa bile, yayınlanan dokümanların ODF formatıyla desteklenmesi çok değerli bir adım olacaktır.
Geçenlerde https://mevzuat.gov.tr/ adresinden birkaç belge indirmem gerekti, tabii ki ODF formatlar arasında yoktu; hemen CİMER’e yazdım. Aynı şekilde hatırı sayılır bir kişi yazarsa eklenmemesi için bir neden yok.
Tüm bu belgelerin toplu olarak ODF’ye çevrilmesi yarım saat bile sürmez normalde. Yapı itibarıyla da basit belgeler oldukları için MS Office de sorunsuz görüntüleyebilecektir.
Ek olarak, bireysel inisiyatifin yine de büyük bir oranda önemli olduğunu düşünüyorum. Herhangi bir devlet kurumunda böyle bir inisiyatifle ODF belgelerin dolaşıma girmesi bile ilgililerin dikkatini çekecektir.
Eskiden böyle şeyler için imza kampanyaları olurdu, artık dijital bir çağdayız ne de olsa; CİMER’e veya başka bir yere yazma kampanyası başlatmak gibi bir şeyler yapılabilinir, hatta bence bu kampanyayı doğrudan Pardus yetkilileri yönetmeli.