Pardus 25.1 KDE 6 Testi

saglam bir garuda ( arch ) kullanicisi olarak kde plasma benim olmassa olmazimdir sahsen kde olmayan hic bir dagitima sans vermem hic bir masa ustu ortami bana kde nin komforunu vermiyor umarim pardus kde plasmayi destekler bu arada pardus debian tabanli olana kadar aktif bir kullanicisi idim

1 Beğeni

Debian geçişi ve KDE den ayrılış hiç mantıklı bir seçim olmamış bence. Bağımlılık arttırılmış. Özgürlük kısıtlanmış. Linux temelinde özgürlüktür.

Pardus’un 2013 yılındaki radikal dönüşümüyle birlikte kendi özgün sisteminden (Pardus Kurumsal 2 ve öncesi) Debian tabanlı bir yapıya geçiş yapması, Türk özgür yazılım topluluğunda hala en çok tartışılan konulardan biridir.

Ancak bu geçiş, “yerlilikten ödün verme” eleştirilerine maruz kalsa da, arka planda tamamen rasyonel, teknik ve sürdürülebilirlik odaklı zorunluluklar barındırıyordu.

Bu büyük eksen kaymasının altında yatan temel sebepleri bir kaç başlıklar altında sıralayabiliriz.

1. Sürdürülebilirlik ve İnsan Kaynağı Maliyeti

Eski Pardus, PİSİ (paket yönetim sistemi), ÇOMAR (yapılandırma yöneticisi), YALI (kurulum aracı) ve KAPTAN (masaüstü kişiselleştirme) gibi tamamen Türkiye’de geliştirilen özgün teknolojilere sahipti. Ancak bu durum, Pardus’u dünyadan izole bir “teknoloji adası” haline getirdi.

  • Ekosistem Yalnızlığı: Dünyadaki hiçbir yazılım geliştiricisi, yazdığı programı Pardus’un PİSİ formatına paketlemekle uğraşmıyordu. Tüm paketleme işlemini TÜBİTAK bünyesindeki kısıtlı bir ekip yapmak zorundaydı.
  • Geliştirme Yükü: Çekirdek (Kernel) güncellemelerinden sürücü desteğine kadar her şeyin manuel olarak entegre edilmesi gerekiyordu. Debian’a geçişle birlikte, binlerce gönüllünün ve dev şirketlerin katkı sağladığı devasa bir “mutfak” hazır olarak devralındı.

2. Donanım Uyumluluğu ve Sürücü Sorunları

Bir işletim sisteminin başarısı, kullanıcının taktığı yazıcıyı, ekran kartını veya tarayıcıyı doğrudan tanımasıyla ölçülür.

  • Debian Avantajı: Debian, dünyadaki en geniş donanım desteğine sahip havuzlardan biridir. Pardus, Debian tabanına geçerek aslında dünya çapındaki sürücü (driver) kütüphanesini doğrudan arkasına almış oldu.
  • Hızlı Güncelleme: Yeni çıkan bir donanımın sürücüsü Debian depolarına eklendiği an, Pardus kullanıcıları için de erişilebilir hale geldi. Özgün yapıda kalsaydı, her yeni donanım için TÜBİTAK ekibinin özel bir çalışma yapması gerekecekti.

3. Kurumsal Yaygınlaştırma ve Kamu Güvenliği

Pardus’un ana hedefi, kamu kurumlarında ve büyük ölçekli altyapılarda Windows bağımlılığını azaltmaktı.

  • Standartlaşma: Kurumsal dünyada “LPI” (Linux Professional Institute) gibi standartlar Debian/Ubuntu veya RedHat/CentOS üzerinden yürür. Bilgi işlem personeli yetiştirmek, Debian tabanlı bir sistemde çok daha kolaydır.
  • Güvenlik Güncellemeleri: Kritik bir güvenlik açığı (Zero-day) çıktığında, Debian topluluğu bunu saatler içinde yamar. Pardus ekibi bu devasa toplulukla yarışmak yerine, bu güncellemeleri süzgeçten geçirip yerelleştirerek sunma yolunu seçti.

4. Yazılım Havuzunun Genişliği

Debian tabanına geçilmeden önce, bir kullanıcı Pardus deposunda bulamadığı bir yazılımı kurmak istediğinde ciddi teknik zorluklar yaşıyordu.

  • Depo Farkı: Debian tabanı, Pardus’a tek bir komutla erişilebilen 60.000’den fazla paketlik bir kütüphane sağladı. Bu, eğitimden mühendisliğe, grafik tasarımdan sunucu yönetimine kadar her alanda hazır araç demektir.

Eleştirilerin Odağı: “Yerlilik” Kavramı

Eleştirenlerin temel argümanı, Pardus’un bir “dağıtım” (distribution) olmaktan çıkıp bir “özelleştirme” (remix) haline geldiği yönündedir. Ancak modern işletim sistemi dünyasında tekerleği yeniden icat etmek yerine, sağlam bir temel üzerine katma değerli servisler inşa etmek (Lider-Ahenk merkezi yönetim sistemi, Engerek kimlik yönetim sistemi gibi) daha stratejik bir tercih olarak görüldü.

Özetle; Pardus’un Debian’a geçişi, romantik bir teknoloji üretme çabasından, pragmatik ve sürdürülebilir bir devlet stratejisine geçişin sonucudur. Bugün Pardus, enerjisini “paket yöneticisi yazmak” gibi alt seviye işlere değil, “kamu kurumlarına entegrasyon ve siber güvenlik” gibi üst seviye hedeflere harcayabilmektedir.

5 Beğeni

Karşı Argümanım şöyle olacak. Çok uzun yazmadan kısaca bir örnekle hızlıca bitirmek istiyorum. Yakın zamandan örnek vereceğim. Temeli Linux Olan Android üzerinde koşan MIUI arayüzüne sahip Xiaomi ve alt markalarında kullanılan Redmi ve Poco telefonlarda kullanılan. Geldiği noktada geliştirilerek HyperOS adını alan. Başlangıçta sadece Çinli bir öğrenci ve 2 arkadaşı ile geliştirildikten sonra Çin devlet desteği ile genişleyerek koskoca bir sektöre girebilme cesareti gösteren. Geldiği noktada otomobil üretimine bile girebilen. Xiaomi markasını otomobillerinde hala kullanabilen. Dünya cep telefonu satışlarında ikinci sıraya gelen. HyperOS adı ile geleceğe hazır arm tabanlı notebooklar için işletim sistemi yapan. Şu anda kendi işlemci ve çipini geliştiren bir yapı. Nerdeeeen nereye. Vizyon hem kişilerin hemde devletlerin elindeki en büyük kozdur. Bkz Aselsan 1918 ve 1919 ve 1920. Selamlar saygılar.

Dediğinize aklı başında kimse itiraz edemiyor!

Devlet aklı da aynısını öngörerek Linux’a hızlıca geçebilmek için tercihini bu yönde yaptı.

İtiraz edenlerin büyük kısmı PisiLinux’u hiç kurup deneyimlemeden politik partizanlıkla itiraz ediyor.

Oysa içlerinden kullananlar kullanmayı alışkanlık edindikleri uygulamaları kuramayınca yada nasıl kuracağım diye düşünmeye başlayınca PisiLinux’u sessiz sedâsız terk ediyorlar!

Fakat her şeye rağmen her iki proje de birlikte yürütülmeye çalışılsaydı bana sanki güzel olurdu gibi geliyor.

Sosyal medya hesaplarımdan bu konu açıldığında hep Linux Mint’in Ubuntu bağımlılığından kurtulmak için başlattığı alternatif LMDE dağıtımı projesi örneğini veriyorum.

Keşke Linux Mint’in alternatif LMDE projesi gibi PisiLinux’da Pardus’un yanında alternatif bir yerli Linux dağıtımı projesi olarak devam ettirilseydi.

Aslında devam ediyor, ama kastettiğim devlet ve kurumsal destek.

İki proje birlikte bir tür yarış içine girseydi ve PisiLinux Dünyadaki diğer GNU Linux uygulamalarına daha kolay uyumlu hâle getirilerek, başarım kalitesi Debian temelli Pardus ile yarışabilecek kadar arttırabilse, hattâ keşke geçebilseydi!

Debian temelli LMDE şu anda başarım olarak Debian temelli Ubuntuyu temel alan Linux Mint’i yakaladı ve geçti bile!

Bu konuyu da hep ‘kim bilir belki yakın bir zamanda o da olur’ diye bitirmeyi seviyorum.

Fakat bu hiç de kolay olmasa gerek. Çünkü Dünyadaki bütün Linux uygulamalarını PisiLinux’a otomatik uyarlayabilen bir (yada birden fazla) uygulamaların geliştirilmesi zorunlu!

Kimse oturup bütün Linux uygulamalarını dünyadan izole bir linux dağıtımı ekosistemine uyarlamak ile uğraşmaz!

Belki Çin ve Hindistan ucuz İnsan gücü ile bunu başarabilir, hattâ Android’den çatallanıp özgünleşen HarmonyOS kendi ekosisteminde bunu başarıyor gibi!

Bu Türkiye için imkânsız değil, ama zor görünüyor!

Hem HarmonyOS, PisiLinux ile karşılaştırmak için çok doğru bir örnek değil!

2 Beğeni

Yazdıklarınızın çok az kısmına katılmamakla beraber geneline katılıyorum. Ayrıca özellikle vurgulamak istiyorum. Bu işler her zaman devlet desteğini alarak ilerlemiş ve gelişmiştir. Hiç bir sosyal medya plaformu yoktur ki devlet desteği almamış olsun.

Evet ucuz işgücü elbetteki bir faktör. Ancak günümüz şartlarında inanın bunun bir etkisi kalmadı. YZ nin arşa ulaştığı günümüzde herşeyi herkez bilir halde. Ben inanıyorum ki önümüzdeki bir iki yıl içinde Türkiyeden inanılmaz yazılımlar ve projeler çıkacak.

Bunları genç nesilde görüyorum. Ama sonuç olarak iş dönüp dolaşıp desteğe geliyor. Devlet desteği çok ama çok önemli.

HarmonyOS evet gerçektende sıyrılmış durumda. Hatta bkz örnek almanya tamamen Linux üzerinde çalışan Google servislerinden arınmış bir telefon bile yapmış.

Yani bence kesinlikle zor değil. Heleki kaynaklarının %90 ı ücretsiz olan Linux dünyası var iken. Ayrıca YZ lere herkesin rahatça ulaşabildiği dönemde imkanlar sınırsız.

2 Beğeni