Özet:
İnternetin, bilgisayarın henüz ülkemizde bilinmediği 1992 yılında Netaş şirketi, İngiltere menşeili bir firmaya özel bir bilgisayar yazılımı üretiyor ve çatıdan uydu anteniyle 128kB/sn hızıyla gönderiyor. Yazılım karşı tarafa (İngiltereye) sorunsuzca ulaşıyor. Karşılığında şirket 2 Milyon Dolar’ı şirket hesabına gönderiyor.
Konu devletin dikkatini çekiyor. Devlet diyor ki, “Hiçbir mal üretmemişsiniz. Gümrükten geçirmemişsiniz. Nereye ne sattığınız belli değil. Şu durumda bu 2 milyon dolar size nereden geldi? Bu yasalara aykırıdır.”
Şirket yetkilileri durumu vergi memurlarına anlatıyorlar. Vergi memurlarını bir şekilde ikna edebiliyorlar ama bu kez gümrük memurları “olmayan, tartılamayan, ölçülemeyen, gümrükten geçemeyen birşeyi nasıl zabıt tutup kaydedeceğiz, olmaz öyle şey!” diyerek reddediyorlar. Bu kez şirketin programı kaydettiği makaralı teypleri “metre hesabıyla” ölçerek zarflara yerleştiriyorlar. Gümrük şirkete “kamyon nerede?” diye soruyor. Şirket de kamyon yok, şu iki zarf var, ihracata konu ürün bir program ve şu 10Metrelik bantlarda kayıtlı diyor. Gümrük: “2 Milyon dolarlık değer 2 zarfa sığmaz, kabul edemeyiz” diyor ve şirketi mahkemeye veriyorlar. Mahkeme Netaş’ı haklı bularak aklıyor.
Bu, oldukça eski ve Türkiyenin en garip yazılım öyküsü olarak yıllardır bilinen bir olaydır. Okunmaya değer, çok tatlı bir hikaye. Okumak isterseniz bu anı, Netaş’ın eski Ar-Ge direktörü Ali Akurgal’a aittir ve Türkiye’nin ilk büyük yazılım ihracatı (1992 yılı, 2 milyon dolar değerinde) sırasında yaşanmıştır. Kaynak aşağıdadır:
Kaynak siteyi bazılarınız sevmiyor olabilir, ama iyi bir şekilde aktarılmış.
İyi okumalar, iyi çalışmalar.